Mutlu olmak, hayatımızın en büyük amacı. Attığımız her bir adımı aslında mutlu olmak için atıyoruz.
Mutlu olmak, hayatımızın en büyük amacı. Attığımız her bir adımı aslında mutlu olmak için atıyoruz.
Yeni bir işe girerek kariyerimize katkı yaptığımızda, farklı bir şehre taşındığımızda veya kendimizi ödüllendirmek için bir yemeğe çıktığımızda amacımız hep aynı: Mutluluk.
Ama mutluluk dediğimiz süreç biliyoruz ki sürekli değil. Çünkü hayat; değişimler, aşılması gereken zorluklar ve yeni yollar ile dolu.
Bu zor yollardan geçerken olumsuz düşüncelere kapılmamak gerekir. Olumsuz düşünceler, attığımız her bir adımın daha da zorlayıcı olmasına neden olur.
Pozitif düşünme alışkanlığı edinmek ve olumsuz düşüncelerimiz ile baş etmemiz gerekir. Negatif duygularımızı içimizde tutmak, mutsuzluğumuzu daha da büyütür.
Üzülmek için her zaman geçerli nedenlerimiz olacaktır. Çünkü hayat böyle işliyor. Ancak zor durumların olumsuzluklarına çok fazla odaklanmak, karamsarlığa ve mutsuzluğa giden bir yoldur.
Kendimize güvenerek “Bu zorluklar ile başa çıkabilirim.” demek ise karamsarlığa sürükleyen yolu kapatarak çözüm yollarını açan bir haritadır.
Bu yüzden zihnimizdeki olumsuz düşünceleri öncelikle yok etmemiz gerekir. Küçük de olsa o gün bizi mutlu eden yaşadıklarımızı düşünerek pozitif olabiliriz.
Örneğin; bir dostumuzun ikram ettiği kahveyi, yanımızdan geçen birinin bize gülümsediğini, kuşlara attığımız ekmek kırıntılarını…
Pozitif duygularımızı pekiştirmek için, birilerine ufacık yardımlarda bulunmakta da kendimizi iyi hissetmemize katkıda bulunur. Asansöre yürüyen komşumuzun eşyalarına yardım etmek, markete gidiyorsak komşumuzun bir ihtiyacının olup olmadığını sormak, vb. gibi…
Duygular bulaşıcı olduğu için bize ilham veren, güçlendiren ve motive eden olumlu insanlarla hayatı paylaşmak mutluluğumuza katkı sağlar.
Araştırmalar, fiziksel ve zihinsel olarak kendimize bakmanın, kendimize iyi davranmanın mutluluğumuzu etkileyebileceğini ve beynimizi daha olumlu hale
getirebileceğini göstermektedir.
Örneğin, sağlıklı besleniyorsak, özellikle muz, yumurta, yaban mersini ve somon yiyerek, moralimizi yükseltebiliriz. Günde sadece 20 dakika egzersiz yapmak, endorfinleri serbest bırakmanın en iyi yoludur ve bu da ruh halimizi iyileştirir.
Sevdiğimiz bir şey yapmak için zaman ayırmak da kendimizi iyi hissetmemize katkı sağlar. Hoşlandığımız etkinliklere katılmak, sevdiğimiz bir filmi izlemek, kuşlara yem atmak moralimizi düzeltir, pozitif olmamızı sağlar.
Okumak, yemek pişirmek, spor yapmak, arkadaşlarımızla bir kamp gezisi planlamak veya yeni bir hobi de olabilir.
Ve nihayet hayatımızın anlamlı hale gelmesini istiyorsak şu kararları yaşantımıza sokmamız isabetli olacaktır:
Kullandığımız eşyaları, harcadığımız parayı, boşa geçen zamanı, kafaya taktıklarımızı, fazla kıyafetlerimizi, kuruntularımızı, insanlardan beklentilerimizi, vb. duygu düşünce ve davranışlarımızı AZALTMAK…
Şikâyet etmeyi, çekingenliklerimizi, mazeret üretmeyi, “yapamam” gibi olumsuz düşünceleri, surat asmayı, ön yargıları, öteleme duygusunu, herkesi eleştirmeyi vb. duygu düşünce ve davranışlarımızı BIRAKMAK…
-Gülümsemeyi,
-olumlu düşünceleri,
-şükretmeyi,
-ailemizle geçirdiğimiz vakti,
-teşekkür etmeyi,
-selam vermeyi,
-mütevazı olmayı,
-özür dilemeyi,
-hoşgörüyü, paylaşmayı,
- biz olma duygusunu,
-sevgimizi hak edene bolca vermeyi,
-beklentisiz iyilik yapmayı,
-dostlarımızın hatırını sormayı vb. duygu düşünce ve davranışlarımızı ÇOĞALTMAK…
Hayatın güzelliklerini yüreğinizde hissetmeniz dileklerimle..
Sevgiyle kalın…