"Kalbini ve gönlünü herkese açabiliyorsan,işte o zaman Hz.Mevlana' nın tabiatına erişmiş olursun".
Eskilerin " beşeri münasebetler" dedikleri, insanların birbirleriyle olan ilişkileri ve aralarında ki iletişim; fertlerin karşısındakileri anlamaya çalışmaları,duygu ve düşüncelerini paylaşmaları ve dolayısıyla toplum içinde uyumla yaşamalarını sağlayan süreçler olarak genel kabul görmüştür. Uzmanlar güçlü ve sağlıklı iletişimin,güven, empati yapma,saygılı, dürüst ve açık olmak gibi temel unsurlara dayanması gerektiğinde birleşmişlerdir. Bir insanın, kendi şahsını,ilişki kurduğu karşısındaki insanın yerine koyarak,onun bakış açısıyla olaylara bakması ve o insanın hissettiği duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde anlamaya çalışmasını " empati yapma" olarak tarif edildiği herkesçe malumdur."Seni çok iyi anlıyorum, benim başıma benzer bir olay gelseydi,bende tıpkı senin gibi davranırdım". cümleside,empatiyi en güzel tanımlayan örneklerden biridir. Modern dünya terminolojisinde,* duygusal zeka* diye tarif edilen durumların, nübüvvetin manevi dilindeki adına " ÜLFET EHLİ" olmak denebilir.Ülfet ehli insan olmayı,manevi önderler, geçim ehli olmak, başka insanlarla rahat anlaşabilen,kaynaşabilen, veya kendisiyle birlikte olmaktan huzur ve mutluluk duyulan bir kişi anlamına gelir diye anlatmışlardır.Sevgili peygamber efendimiz ( s.a.v.) " mü' min ülfet eden ve kendisiyle ülfet edilen kimsedir.Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet edilmeyen kimsede hayır yoktur " buyurmuştur.Bir Allah c.c. dostu da," Bir insanda,herkesle geçimli olma özelliği varsa, bu kimse büyük bir ihsan- ı ilahiyeye Mazhar olmuş demektir.Böyle bir kimse,ehlinin (üstadın) eline düşerse,insan- ı kâmil olur" demiştir. Ülfet hâli,insanın mevkii, makam,servet ya da kalıbı değil,bir kalb- gönül işidir.Yunus Emre ' miz ,asırlar öncesi, ne güzel dile getirmiş. İşitin ey yârenler aşk bir güneşe benzer, Aşkı olmayan adem,misali taşa benzer, Taş gönülde ne biter,dilinde ağu tüter, Nice yumuşak söylese,sözü savaşa benzer.. Mevlana Hz.leri de bu gerçeği" insanın asıl hüviyeti,dilinin altında gizlidir.Şu dil,insanın iç âleminin sergisidir.Bir kimsenin suretine değil,siretine yani gönül âlemine nazar et.Zira bir kimseyi zirveleştiren ancak,onun güzel huyu ve yüksek ahlâkıdır" diyerek dile getirmiştir. Cenabı Hak,bizleri,kibir ve gururdan,kendisinden başkasını asla beğenmeyen,cimri ve bencil davranışlaradan korusun; ve ülfet etme ve edilme nimetinden mahrum eylemesin.Amiin.Vesselam.