"Özür dilerim," diyebilmek, güçlü olmanın en kesin işaretlerinde biridir. Karşımızdakilere, onların ruhsal durumuna karşı duyarlı olduğumuzu gösterir. "Özür dilerim" sözünün sınırsız tedavi etme onarma gücü vardır." diyor Leo Buscaglia
25 yıl üniversitede ders anlattım. Emekliliğimde ise 20 yıldır yurt içi ve yurt dışında çeşitli kitlelere, kaliteli yaşam ve başarı odaklı yüzlerce konferanslar sundum. Hala da devam etmekteyim.
Pek çok kimse kariyeri ile bütünleşiyor. Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde ettikleri başarı ve uzmanlıklarını kendi öz kimliklerinin yerine koyuyorlar. Mesleklerine hak ettiğinden daha fazla değer veriyorlar. Bu insanlar ilk karşılaştıkları kişiye ne ile uğraştıklarını soruyorlar. Gerçekte karşılarındaki kişinin ne ile uğraştığını merak etmiyorlar. Bu soruyla konuştukları kişinin mesleğini öğrenmek istiyorlar. Mesleğine göre o kimseye bir statü yakıştıracaklar ve o statüye göre iletişim kuracaklar veya iletişimi kesecekler.
Doğuştan veya sonradan herhangi bir organını kaybedenler, asla üzülmesin. Zira Yaratıcımız, eksik organın görevlerini dahi fazlasıyla yapabilecek, ilave yetenekler veriyor.
Hayatımızın, yaşamanın ötesinde bir anlamı vardır. Anlam, bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şeydir. En çok sorulan iki soru vardır: “Hayatı değerli kılan şey nedir?”, “İnsanın hayattaki amacı nedir?”
İnsanların “Nasılsınız?” sorusuna verdikleri cevapları şekilde üç gruba ayırabiliriz: Olumsuz, orta ve olumlu. “Berbat hissediyorum” olumsuz, “fena değil, hep aynı” orta ve “”Muhteşem, çok iyi “ olumlu cevaplardır.
Son zamanlarda, kadın cinayetleri arttı. Facebook'tan birbirini silen silene. Minibüs yolcularından birisi, şoförün bir sözüne kızıp, sürücüye saldırarak, bütün yolcuların hayatını tehlikeye atıyor.
Mutsuzluk çoğumuzu etkisi altına almış. Çünkü kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz. Yalnızca bizim acı çektiğimizi sanıyoruz. Mutsuzluğun sebebi, kişinin kendisini hep kendi bedeni içine ve kendi beynine hapsedilmiş hissetmesidir. Her zaman sorunlar yaşarız ama sorunlar kendiliklerinden acıya sebep olmazlar. Sorunun içine “adaletsizlik” olduğu düşüncesini karıştırırsak o zaman zihinsel huzursuzluğu beslemiş oluruz.
Mıknatıs insanlar, başkalarını cezbederler, övgü beklemeksizin etraftakilere yardım ederler, samimi ve tutarlıdırlar. Sahte ve ikiyüzlü insanların yanında kendinizi gergin ve rahatsız hissedersiniz. Mıknatıs insanların yanında ise rahatlarsınız. Bu insanlar, karşılarındakini rahatlatacak şekilde güven duygusu yaratırlar.
Anlaşılmış kişi olumlu duygular, anlaşılmamış kişi öfke hisseder. Anlaşılmış kişi empati duygusu hissettiği için kendisini dinleyene yakın hisseder.
Vernon adında Amerikalı bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerinden biri, ödülden sonraki ilk testte, hocaya şu soruyu sormuş: ”Fizyoloji alanında bu ülkede üç binden fazla bilim adamı var. Bu kadar bilim adamı arasında bu ödüle niçin siz layık görüldünüz? Sizi diğer bilim adamlarından ayıran özellik ne?
İster CEO, ister çalışma yaşamına yeni başlamış biri olun en önemli sınavınız her zaman özgüven olacak.
Bugünlerde her alanda özellikle ailelerde sohbet iyice azaldı. Güçlü sorularla başlayan sohbetlere hayatımızdan silindi. Aile sohbetlerinin uzun sürmemesinin sebebi, sürekli konuşuyor fakat yeterince soru sormuyor oluşumuzdur. Özellikle keşfeden, yakınlık kuran, dostane ilişkileri geliştiren güçlü sorulara hasret kaldık.
Kendi mutluluğunuz için paylaşılan anlam yaratın. Çünkü başardığınız şeyi tekrarlamanız sonuçlar herkes için değerli ve anlamlı ise mümkündür.
Güçlü sorular karşımızdakinin iç dünyasını paylaşmaya teşvik eder ve samimi bir sohbet ortamı oluşturur.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, her ikisi de kaliteli yaşamın en önemli unsurlarındandır. Teraziye koyma imkanımız yok ama, kalite ve reklamın önem ağırlıkları belki de birbirine eşittir.
İnsanların önemli bir çoğunluğu geleceğin belirsizliğinden korktukları ve başlatacakları girişimlerinin başarısından emin olamadıkları için kendilerini ifade etmiyor ve potansiyellerini ortaya koymuyorlar.
İnsanoğlu aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösterebilmelidir. Kant, “Aklını kendin kullanma cesaretini göster.” der. “Sapere Aude!’’aydınlanmanın parolasıdır.
Bir çok insan bu görüşe hemen siyasi olarak bakıyor ve yıldırım hızıyla bardaktaki mevcut suyu da döküyor. Eleştirdikçe eleştiriyor, hırçınlaştıkça hırçınlaşıyor.
Aşağıdaki sorulara “evet” cevabını veriyorsanız yaşadığınız her anın bilincinde değilsiniz demektir. Başka bir ifadeyle farkında olmadan yaşıyorsunuz.