‘’Hayatta her hata bir ders, ne hata biter ne ders…’’ Tam 43 yıl geçmiş o savaş günlerinin ardından…
Üniversite sınavına hazırlanan genç, çalışmıyor, tembellik yapıyor, sınav sonucunda başarısız oluyor ve strese giriyor. Zamanında hakkıyla çalışsaydı başaracaktı, vücudu endorfin, melatonin, seratonin, dopamin üretecek ve mutlu olacaktı. Stres nerde? Dağa kaçtı…
Avrupa Parlamentosu (AP), Mersin ilimiz sınırları içindeki Akkuyu Nükleer Enerji Santralı (NES) inşaatının durdurulması gerektiğine dâir çok saçma karar almış. Gereği yapılmaz ise, Avrupa Birliği (AB), Türkiye ile alakalı olarak devam eden müzâkereleri askıya alınmalıymış…
15 Temmuz 2016, başarısız darbe girişimi ve milletin meydanları doldurmasının üzerinden bir yıl geçti. Türk milleti, kurtuluş savaşında işgalci ve sömürgeci Batı itilaf kuvvetlerine karşı gösterdiği direnişin bir benzerini, aynı güçlerle işbirliği içinde olan Cuntacı kuvvetlere karşı o gece yeniden gerçekleştirdi.
‘’Geceyi sarmış nice azgın sırtlanlar. Sandılar ki, vatanın bağrına ihanet hançerini saplayacaklar, sandılar ki, o aslanları teslim alacaklar.’’
İnsan kendisine hedef ve amaç koyan bir varlıktır. O bu hedeflerini gerçekleştirmek için kendisini ortaya koyar ve her türlü tehlikeye katlanabilir.
Anadolu'nun kargaşa ortamında, birlik ve bütünlüğün sağlanması hususunda Hünkâr'ın engin gayretlerini görmekteyiz. Hemen hemen aynı dönemde yaşayan Mevlâna ve Yunus Emre gibi Hünkâr da Türk-İslâm birliğinin harcına aşk suyunu katmıştır.
Uzun yıllar “ üstün zekâlı” denildiğinde; IQ testinde yüksek puan alan, “mantıksal-matematiksel zekâ” sı yüksek bireyler akla geldi hep.
Türkiye’yi doğru anlayabilmek için Türkiye’deki dini hayatı, bunun için de cemaat meselesini doğru anlamak gerekmektedir. Türk toplumunun çok dilli ve çok dinli Osmanlı’dan devraldığı toplumsal yapının cemaat temelli olduğu söylenilebilir.
Toplumda lider olmuş insanlara bir bakınız: Onlar; kelime hazinesi zengin, düzgün ve güzel konuşan kişilerdir. İnsanın düşünme derinliği ve düşüncelerini karşısındakine anlatabilme yeteneği, kelime hazinesi ile genişler.
Artık okumanın önemini ve değerini hepimiz biliyoruz. Bunun üzerinde durmayacağım. Daha çok neden okumalıyız? Nasıl ve ne zaman okumalıyız konuları üzerinde durmak istiyorum.
Olumlu duyguları daha çok yaşıyorsanız şanslısınız demektir. Çünkü:
" Öz Türkçe " birçok şey duymuşsunuzdur ama " öz Türkçe bilmece " duyduğunuzu hiç sanmıyorum. Çünkü -övünmek gibi olmasın- bu benim keşfim...
Disiplin, özgürlüğün kısıtlanması değil, işlenmesidir. Aşağılayan, alçaltan, ruhu ezen bir düzenleme insanı daha kötüye götürür. Kötü duyguları açığa çıkararak isyana sevk eder. Disiplinde aşırı uygulamalar, disiplinin en büyük düşmanıdır.
Bütün ikazlara rağmen bu bayram da karayollarında ölümlü ve kanlı günler yaşandı. 2017 yılının Ramazan Bayramı trafik bilançosu: 67 öldü, 407 yaralı.
Yaşadığımız bu yaşlı gezegenden kimler geldi, kimler geçti… Kimileri tarihe, kimileri adalete iz bıraktı. Kimileri lider oldu, nice ülkeler fethetti.
İnsani yaratıcılık düşüncede başlar. Varlıklara isim verebilen, kelime ve kavramlarla düşünen insan, ürettiği ve kullandığı kelime ve kavramlarla kendine özgü bir dünya yaratır.
Başarı, mutluluk getirir mi? Değerli olmak, başarılı olmaya bağlı mıdır? Değerimizi işimiz mi belirler?
Dilin tetiği bozuldu, mantık tökezliyor, söz ayağa düştü... Şiirin iflâhı kesildi, edebiyat soldu, yazılar dişe dokunmaz oldu... Şimdi yazarsın da ne yazarsın?
‘’Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir…’’ (William Blake) İşte yine bir Kıbrıs görüşmesi… Bu defa da Cenevre’de, 28 Haziran 2017’de…