Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme bölümü mezunu, devlette uzman olarak çalışmakta olan 1983 doğumlu Hüseyin Kılıç gerçek hikâye tadında hikâyeler yazıyor. Küçük Bir İhtimal isimli 166 sayfalık kitabın ilk hikâyesi, âniden bastıran ve her tarafı anında bembeyaz hâle getiren kar yağışı gibi: Yumuşak sessiz ve etkili…
Akşam olup da evine geldiğinde, duvarda asılı çerçeveli aile fotoğrafından çıkıp koltuğu veya sandalyeye oturup torunu ile sohbet eden Hacı Ömer Dede ile başlayan 16 hikâyenin her biri, daha ilk cümlede okuyucuyu sayfalara ve satırlara bağlıyor.
‘Koltuk’ başlıklı hikâye, mülkiyeden mezun olduktan sonra ilçe kaymakamlığına tâyin edilen ve kısa sürelerle her biri bir öncekinden daha büyük, daha önemli üç ilçede kaymakamlık yaptıktan sonra, vali muavinliğini bir zıplayışta aşarak vali olan ‘Beyefendi’nin, kısa bir zaman sonra müsteşar, milletvekili ve bakan olması beklenirken âniden merkeze alınması, ilçede şok etkisi yaşanmasına sebebiyet vermişti. Şehrin ileri gelenleri uğurlamaya geldiklerinde, sâbık valinin kimseye haber vermeden, şehri terk ettiği ve eşyalarının nakil işini de özel kalem müdürüne bıraktığı öğreniliyor. Gelenler, geldikleri yerden ilk ayrılan olmamak için uzun müddet beklediler. Kamyon geldi, eşyalar yüklendi ve gitti. Gelenler, oturmaya devam etti. Bir de baktılar ki sayın vâlinin koltuğu kamyona yüklenmemiş. Bu defa hazirunun konuşmalarının merkezine koltuk yerleşti…
Yazar söyleyeceklerini, ak sayfalarda kara mürekkeple okuyucuya ilettiği halde okuyucu onun muzip ve hissedilir ölçüde alaycı ses tonu ile ve nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta üst üste ve üç nokta peşpeşe gibi işâretlerin gerektirdiği aralıklara dikkat etmediğini, buna rağmen soru ve ünlem işâretlerini mübalağalı bir şekilde vurguladığını hissediyor.
Koltuk meselesinin düğüm noktası:
Şaşkınlığın etkisiyle sıradan bir kalabalığa dönüşen zevat ‘Allah Allah’lı hayret nidaları, ‘böyle şey görmedim’ şaşkınlığı ve ‘Beyefendi çok kızacak’ hükümleri ile koltuğa bakarken beklenmedik hamle içlerindeki en kısa, en çelimsiz ve en genç kaymakamdan geldi. Bir anda koltuğu sırtlanan kaymakam duyulur duyulmaz bir hırıltıyla ‘Kamyona yetiştirelim…’ deyince gözler ve ayaklar ona döndü. Birkaç sâniye içinde bahçeye geldiğinde, yaptığı hareketin anlamsızlığını fark edip koltuğu saygılı bir şekilde yere bıraktıktan sonra görevliye döndü. ‘Nasıl yapsak Özer Bey?’
O sırada çoktan Beyefendi'yi aramış olan kalem müdürü Özer Bey, elini bir dakika anlamında kaldırdıktan sonra ‘Tamam efendim, hürmetler efendim,’ diyerek telefonu kapattı. Nefesler tutulmuş, ondan bir açıklama bekleniyordu. Özer Bey haziruna bütün ciddiyetiyle Beyefendinin koltuğu bilerek bıraktırdığını fakat ne yapılacağını söylemediğini ilân etti. İşte ne olduysa ondan sonra oldu.
Koltuğun kendi makamına çok yakışacağını düşünen herkes bir diğerini düşünmeksizin aynı anda konuşmaya başlayınca dev bir ‘ASLINDA’ dalgalanması oldu valilik lojmanının bahçesinde. Her biri koltuğun aslında makamları için çok uygun olacağını söyleyecekti fakat bir anda kendi seslerinin yankısını duyunca herkes susmak mecburiyetinde kaldı. Hepsi şimdi tiyatroda sergilenen bir absürt komedyanın oyuncusu gibi ortadaki koltuğu bakıyor ve yakışıksız bir hareket yapmadan koltuğu ele geçirmenin hesabını yapıyordu. ( Devamı 30, 31 ve 32. sayfalarda)
2024 yılında yayınlanan 12 X 19,5 santim ölçülerindeki eserde yer alan her biri diğerinden daha fazla alâka çekici diğer hikâyelerin başlıkları:
Atatürk Her Şeyi Biliyor, Bol Naneli, Arkadaşım Azrail, Zeki Metin, Küçük Bir İhtimal, Çantadaki Sır, Mırmır'a Ne Oldu? Mıchael Jackson’ın Küllerinden Doğan Adam, İşportacılara Ölüm, Ah, Melekler ve Şeytanlar, Daha.
Kitabın arka kapak yazısı:
Dikkat! Bu iki kapağın arasında bambaşka bir dünya var: Hüseyin Kılıç’ın dünyası! Artık yalnızca bir fotoğraf karesinde kendisine yer bulabilecek bir Dedenin, evet ölü bir Dedenin bulunduğu çerçeveli âile fotoğrafından çıkarak, mutfağa gidip kendisine bir de çay demlediğini düşünün. Veya dokuz günlük bayram tâtilinde bir avuç makam heveslisi bürokrata yâr olmamak için canlanıp şehrin yokuşlarından kıvrıla kıvrıla inerek, nihayet çarşıya ulaşan ve şehrin en ihtişamlı galerisinin camlarını indirmek ve böylece kendisini paramparça eden bir Koltuk düşünün, nakliyecilerin taşınma esnasında unuttuğu, şehrin sâbık vâlisinin makam koltuğunu… Veya çok daha fazlasını...
Hüseyin Kılıç, gündelik hayatın içinde basit gibi görünen gelişmeleri ‘olay’ hâline getirebilecek kadar mâhir bir yazar. Belki de kendisi bir edebiyat olayı. Sıradan bir çarşamba günü, sokağınızın bir köşesinde çarpışabileceğiniz kadar da bizden. Sanki her parka ihtimamla yerleştirilmiş gibi görünen 65 yaş üstü amcalar kadar sâhici, canınızın hamur işi çektiği bir günde kapınızı çalan komşu teyze kadar sıcak. O, dünyâdaki her şeyin günün birinde bir kitap olmak için vâr edildiğine inanmış bir Türk hikâyecisi.
HÜSEYİN KILIÇ:
1983, Ankara doğumlu. ODTÜ İşletme bölümünden 2006 yılında mezun oldu. Kamuda uzman olarak çalışıyor. İyi derecede İngilizce, orta seviyede Fransızca biliyor. İlk hikâye kitabı ‘Şimdi Karşıya Geçebilirsiniz’ 2022 yılında okuyucuyla buluştu. Hikâyeleri; Söğüt, Post Öykü, Varlık, Heceöykü, Olağan Hikâye, Hikâye Gazetesi, Trendeki Yabancı, Lacivert Hikâye ve Şiir Dergisi, Yük Edebiyat, İshak Edebiyat, Güfte Edebiyat gibi birçok mecrada yayımlandı. İshak Edebiyat 2020-2021 Öykü Seçkisi'nin yanı sıra Borçlu Olduklarımız, Umutları, Gelecekleri Çalınan İşçi Çocukların Hikâyeleri ve Dalında Hikâyeler isimli kolektif kitaplara hikâyeleriyle katıldı. Çevrimiçi edebiyat dergisi Yük Edebiyat’ın kurucu ekibi içinde yer aldı. Ayrıca Gerilla Telesatış: Müşterilerinizi Telefonda İkna Etmenin Yolları ve Moda Tasarımı kitaplarını Türkçeye çevirdi. Olağan Hikâye ve İshak Edebiyat’ta hikâye çevirileri yayımlandı. İstanbul'da yazmaya, çalışmaya, devam ediyor.
ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.
İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212-251 03 50
Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: [email protected] www.otuken.com.tr