Prof. Dr. Sadık Kemal TURAL

Akademisyen

[email protected]

Kırgız Türklerini ve Cengiz Aytmatov’u Anlatıyor - 9

CENGİZ AYTMATOV    
(Hayat Hikâyesi İkinci Bölüm)

 

Dünyâda büyük yankı bulan Aragon’un sunuşundan sonra Aytmatov’un eserleri, dünyâ dillerine çevrildi ve tartışmalar da kendiliğinden sona erdi. Artık Cengiz Aytmatov, aldığı ilhamla dünyâya doğru akmakta; insanın zamanla, mekânla, sosyal ve siyâsî kimliğiyle değişmeyecek olan yönlerini, ezelden ebede yönelmiş gerçeğini anlatmaktaydı.

Stalin’in ölümünden sonra başlayan normalleşme sürecinde Kruşçev’in uyguladığı Anti-Stalinist politika, Aytmatov’un daha rahat hareket etmesine zemin hazırladı. 1957’de Sovyet Komünist Partisi’ne ve Sovyet Yazarlar Birliği’ne, 1958 yılında Moskova’da Edebiyat Fakültesi'ne kabul edildi. 1959 yılında Novy Mir’in editörlüğünü yaptı ve buradaki görevi 1967 yılına kadar devam etti. Novy Mir’den sonra Literaturnyi Kırgızistan dergisi editörlüğü ve beş yıl boyunca devam eden -1960-1965 yılları arasında- Pravda Gazetesi Orta Asya muhabirliğini yaptı.

Aldığı armağanlar:

1963 yılında ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ başlıklı hikâyelerden oluşan Steplerden ve Dağlardan Hikâyeler başlıklı hikâyeleriyle Lenin Edebiyat Ödülü’ne lâyık görüldü. 1968’de Büyük Sovyet Edebiyat Ödülü’nü aldı ve aynı yıl Kırgızistan millî yazarı seçildi. 1969’da Asya-Afrika Halkları Kültürel Dayanışma Teşkilatı Başkan Yardımcılığına seçildi. 1978’de Yüksek Sovyet Prezidium’u tarafından ‘Sosyalist İşçi Kahramanı’ olarak mükâfatlandırıldı. Avrupa İlim, Sanat ve Edebiyat Akademisi ve Kırgızistan İlimler Akademisi üyeliklerinin yanı sıra Issık-Göl Forumu Başkanlığı gibi pek çok üst düzey üyeliklerde bulundu ve armağanlar aldı. Milletlerarası ilk armağanları olan Etruriya (İtalya-1979) ile Jawaharlal Neru Armağanını (Hindistan-1985) da bu yıllarda aldı. 1983’te, Gün Olur Asra Bedel ile ‘Büyük Sovyet Edebiyat Armağanı’nı ikinci defa kazandı. Daha sonra pek çok armağanlara lâyık görüldü. Sivil toplum kuruluşlarında ve komitelerde sekreter ve başkanlık yaptı. Kırgızistan’ı Sovyetler Birliği'ni ve Rusya’yı Lüksemburg, Hollanda ve Belçika’da büyükelçi olarak temsil etti.

Kürkürü ırmağının dağlardan aldığı ilhamı kulağına fısıldadığı bu küçük çocuk, 80. yaş yılını kutlamaya hazırlandığımız kendisinin de Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri için Tataristan’ın başşehri Kazan'a gittiği bir zamanda -16 Mayıs 2008- târihinde rahatsızlandı. Ve böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya’ya götürüldü. Nürnberg şehrinde tedavi gören Cengiz Aytmatov, 10 Haziran 2008’de ebedî âleme intikal etti. Evli ve dört çocuk babası olan yazar, 1937’de babasıyla beraber 137 aydının gizlice kurşuna dizilip gömüldüğü Bişkek’teki Ata-Beyit’te toprağa verildi.

Cengiz Aytmatov’un Manas Destanı başta olmak üzere Kırgız kültürünün binlerce yıllık sözlü geleneği olan masallar/efsâneler/ türküler/inanmalar olmak üzere kitap hâlinde yayınlanmış eserleri:

Yüz Yüze (1957), Deve Gözü (1960), İlk Öğretmen (1961), Al Yazmalım Selvi Boylum (1963), Toprak Ana (1963), Kızıl Elma (1964), Elveda Gülsarı (1968), Oğulla Buluşma (1969), Beyaz Gemi (1970), Fuji Dağının Tepesi (1973), Erken Gelen Turnalar (1975), Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek (1977), Gün Uzar Yüzyıl Olur (1980), Dişi Kurdun Rüyaları (1986), Beyaz Yağmur (1990), Cengiz Han’a Küsen Bulut (1990), Yıldırım Sesli Manasçı (1990), Kassandra Damgası (1995), Kuz Başındaki Avcının Çığlığı (1997), Çocukluğum (1998), Sokrat’ı Anma Gecesi (2000), Sultan Murat (2016).

Eserlerini kendisi olma kaygısının refakatinde biçimlendiren Cengiz Aytmatov, evrenin şuurunda gelecek adına yanan bir çıraydı. Suların, toprağın, ateşin ve rüzgârın sırrını ödünçleyen bu bilge insan, anlatılarına dönüşen varlığıyla daha nice yüzyıllar yaşamaya ve bir sis çanı gibi insanlığı uyarmaya devam edecekti.

Cengiz Aytmatov’un parıltılı düşüncelerinden bâzıları:

*Nerede, hangi zamanda, hangi mekânda olursa olsun ve hangi mensubiyete bağlı bulunursa bulunsun; insan türünden birine verilen zarar, bütün insanlığa verilmiş zarardır.. Doğrusu insan, başkalarını anlatırken hep kendini arardı. Aytmatov da başkalarının öyküsünü anlatırken hep kendini bulmaya çalıştı. Simurg kuşu gibi, hem bütün insanlarda kendini hem de kendinde bütün insanlığı duymaya çalıştı.

*Dünyânın tamamının problemlerine ışık tutmak için gayret etti. Aytmatov’u başarılı kılan en önemli etken, mahallî ve millî değerleri cihanşümul bakış açısıyla anlatma yeteneğiydi. Zira nasıl damla, deryânın bütün özelliklerini içerirse, insanî açıdan millî bir değer de pekâlâ beynelmilel mânâda insanî açılımları taşıyabilirdi. Önemli olan basit, sıradan insanların içindeki büyük insanı yakalama ve anlatabilme kudretine erişebilmekti. Aytmatov bu kudretini aslâ mahallî ve folklorik söyleme takılıp kalarak yansıtmadı; yazarın anlatılarında folklorik malzeme, kendi anlatımıyla doku uyuşmazlığına girmezdi.

*Beynelmilel düzenin minyatür bir modeli olarak tasarladığı Şeker Köyü’nü, kurduğu zaman-mekân ötesi bağlantılarla bir insanlık laboratuvarına dönüştürdü; eserlerindeki kişi ve olayları, bütün insanlığın serüvenine ortak bir payda oluşturacak kadar tarafsız bir bakış açısıyla metne taşıdı.

*Aytmatov kalemini, hiçbir zaman ideolojik şartlanmaların ve şahsî hırsların kullanımına vermedi. Öyle ki, babasını, amcasını katlederek çocukluk hayallerini elinden alan ve bütün Sovyetler Birliği’ni modern bir hapishaneye çeviren Stalin’e bile doğrudan saldırmadı. O, dünyâ problemlerinin kesiştiği bir prizma gibi insanlığın bütün sevinç ve acılarını kendinde tecrübe ederek yansıttı.

*Bütün ideolojik, siyâsî ve dînî şartlanmaları, mankurtlaşan insanın yeniden kendine dönebilmesini, örtük nitelikli kurtuluş/dönüş imgeleri olarak sundu.

Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın hazırladığı metinden faydalanılmıştır.

*Şahanov: Muhtar Şahanov: 1942 yılında Kazakisitan’ın Çimkent vilâyetinde doğdu. Bürokrat, büyükelçi, şâir ve yazar. Genç yaşından itibaren Kazakistan’ın bağımsızlık mücâdelesinde önemli roller üstlendi ve başarılı oldu.

*Semender: Masal ve destanlarda adı geçen, ateşe atıldığında yanmadığı ve hattâ ateşi söndürdüğü ileri sürülen bir sürüngen.

 

Prof. Dr. SÂDIK K. TURAL

1946 yılında Kırıkkale’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini lise öğrenimini Kırıkkale ve Samsun'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Târih Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde başladığı yüksek öğrenimini (1966), Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde bitirdi. İlkokul öğretmeni olarak başladığı (1964 Kasım-1967 Şubat), memuriyetten istifa edip bir süre ara verdikten sonra, 1968 Ekim-1971 Nisan arasında, Millî Eğitim Bakanlığı'nın çıkardığı Türk Ansiklopedisi'nde ‘düzeltici’ ve ‘redaktör yardımcısı’ olarak çalıştı. 4 Ocak 1972’de Hacettepe Üniversitesi'nde Türkçe dersleri öğretim görevlisi, 1973 Haziranında ise, Yeni Türk Edebiyatı alanında araştırma görevlisi oldu. 1978 Martında ‘Edebiyat Doktoru’; 1982 Kasımında ‘Yardımcı Doçent’, 1983 Nisanında ise ‘Doçent’ unvanlarını aldı; Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakültelerinde bir yıl (1982 Ekim-1983 Ağustos) gönüllü olarak çalıştı. 21 Ağustos 1988’de, Hacettepe Üniversitesinde ‘Profesör’ unvanını aldı. Ağustos 1989’da, Gazi Üniversitesi'ne geçerek Fen-Edebiyat Fakültesi'nde, önce Sanat Târihi ve Felsefe bölümleri ile Gazi/TÖMER’in kurucu başkanlığını yaptı; 1991 Ekiminden itibâren ise, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı ve Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürüttü. 1984 yılı Aralık ayında, kadrosu üniversitesinde kalmak kaydıyla Devlet Plânlama Teşkilâtında (D.P.T.) ‘Kültür Plânlamacısı’ olarak görev aldı. 4 Mayıs 1988’e kadar, D.P.T. Sosyal Plânlama Başkanlığı bünyesinde görev yaptığı sırada, kültür sektörünü, çalışma alanı bakımından genişletti. Türkiye ile on yedi devlet arasında (bir kısmı ülkemizde, bir kısmı ilgili ülkelerde) yapılan, Kültürel Değişim Programı anlaşmalarında, Başbakanlık (D.P.T.) temsilcisi olarak, ‘metin oluşturma’ ve ‘müzâkere heyeti üyeliği’nde bulundu.

1983-1988 yılları arasında, Kültür Bakanlığı yayın komisyonlarında görev aldı. Millî Eğitim Bakanlığı adına, Aralık 1988 - Ağustos 1989 arasında, Almanya’da (Köln) Türk Çocuklarında Kültürel Kimlik ve Eğitim Meseleleri Projesi’nin Başkanı olarak görev yaptı.

1989’da, Bakanlar Kurulu'nca, Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Bilim Kurulu Üyeliğine; Bilim Kurulu tarafından da, Yürütme Kurulu Üyeliğine seçildi (1989-1993). Kadrosu üniversitede olmak şartı ile Kasım 1993’te ‘Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’ görevine tâyin edildi. Bu görevinde iken, 8 yıl içinde, yaklaşık iki yüz elli eser, altmış adet bilimlik dergi (Erdem, Bilge, Arış) yayımlanmasını sağladı. 14 Ağustos 2000 târihinden itibâren Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı uhdesinde kalmak şartıyla vekâleten, 28 Eylül’de asaleten Atatürk Kültür, Dil ve Târih Yüksek Kurumu’na Başkan olarak tâyin edildi; diğer taraftan 3 Ocak 2002 târihine kadar Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı görevini de yürüttü. Gerek Türkiye’de, gerekse yurt dışında, yüzü aşkın millî, milletlerarası panel, sempozyum, kongre ve bilgi şölenlerinde bildiri verdi, tartışmacı olarak yer aldı. Edebiyat alanında yeni hizmetler yapan Divan ve Yeni Divan dergileri (1979-1980) ile yayın tanıtımı ve eleştiri için çıkarılan Bilge Dergisini ve halı, kilim konulu Arış Dergisini kurup yönetti (1994-2002). Atatürk Kültür Merkezi Başkanı olarak Uluğ Bey ve Çevresi (1994-Ankara), Nevruz (1995-Ankara), Manas Destanı ve Etkileri (1995-Ankara, Konya), Dünyâ’nın Epik Mirası: Manas (1995-Bişkek), Nevruz ve Renkler (1996-Ankara), Türk Dünyâsında Halı, Kilim ve Cicim Sanatı (1996-Kayseri), Nasreddin Hoca (1996-İzmir) konularında milletlerarası bilgi şölenlerini ve 4-7 Kasım 1997 târihleri arasında, 190 bildirinin sunulduğu, Dördüncü Milletlerarası Türk Kültürü Kongresi’ni düzenledi. Nevruz kavramına bağlı duyuş, düşünüş ve yorumları bilime dayandırma arzusuyla, 18-20 Mart 1999 târihlerinde, Elazığ’da milletlerarası Üçüncü Nevruz Bilgi Şöleni toplantısını gerçekleştirdi. Türk Dünyâsının romancısı, filozof ve diplomatı, milletlerarası övüncü Cengiz Aytmatov için, 8-10 Aralık 1998’de, Ankara’da, Doğumunun 70. Yıl Dönümünde Cengiz Aytmatov konulu, milletlerarası, bilimlik bir toplantı yapılmasını ve bildiriler kitabının basılmasını gerçekleştirdi. Şanlıurfa’da, Türk Kültüründe Karakeçililer Milletlerrası Bilgi Şöleni’nin birincisini ve ikincisini düzenleyip bildiriler kitabının yayınlanmasını sağladı. Türk Dünyâsının ulu şahsiyeti Dede Korkut adına, Ankara’da, 19-21 Ekim 1999 târihlerinde gerçekleştirdiği, 60 bilim adamının katıldığı, milletlerrası Dede Korkut Bilgi Şöleni’nin bildirilerini yayımladı.

(DEVAM EDECEK)