Ey cihanın cânı!
Seni görünce, cihan da, cihanın güneşi de gözümden silindi.
Gözümü öyle yüce bir himmete erdirdin ki,
Çayırlar ve çiçekler, gözüme kuru ot gibi görünmeye başladı.
Ben nûr istiyordum, nûrun nûrunu gördüm,
Hûrî arıyordum, hurilerin bile kıskandığı bir güzele kavuştum.
Gümüş tenli bir Yusuf istiyordum, ben, sende nice Yusuflar gördüm.
Cenneti araştırıp duruyordum, senin her uzvunda bana birkaç cennet göründü.
Bu sözler, bana göre birer medihtir, amma sana göre birer yergi sayılır.
Anlayışımın kıtlığını hoş gör, zira senin üstün vasıfların akıllara sığmaz..
(Mesnevî 6. Cilt, Sayfa: 1072-1090)
‘Ey hastalara şifa olan Aziz Peygamber!
‘Susun!’ emrini duymayan sağırlara kızıp da, körün değneğini elinden alma!
Körün elinden tutana, Hak'tan yüzlerce sevap vardır.’ Buyurmadı mı?
‘Körün elinden tutup, onu, kırk adım götüreni Allah bağışlar.
O kişi doğru yolu bulmuştur.’
Bunu sen buyurmuştun.
Öyle ise şu fâni dünyadaki körlerin ellerinden tut da,
Onları bölük bölük hakikate kavuştur.
Doğru yolu gösterenin işi budur. Sen de doğru yola iletensin,
Âhir zamanda tek ümit, tek neşesin.
Ey takva ehlinin imamı! Hayal ehlini hakkal-yakîne eriştir.
Kalk ey Resul! O korkunç sûru sen üfle de,
Ölüler, topraktan silkinip çıksın. Madem ki sen,
Âhir zaman nebisi ve vaktin İsrâfîl’isin,
Kalk da kıyametten önce bir kıyamet kopar!
(Mesnevi 4. Cilt, Sayfa: 1467-1478)
Bize işin sonunu önceden haber veren ve doğru yolu gösteren sensin!
İşte bundan dolayı üzerimizde pek çok hakkın vardır.
Bizi, sana ümmet yapmakla,
Allah bize lütfetti ve bizi sana minnettar kıldı.
Seni âlemlere rahmet olarak gönderdi,
Yüce Mevlâ'ya sonsuz hamd-u senâ,
Sana binlerce salat-u selâm ey şanlı Nebi!
(Mesneviden Derlemeler )