Bir varmış bir yokmuş masal diyarındaki mutluluk ormanına bir hüzün çökmüş. Çünkü kralın kızı nurbala çok hastaymış. Hangi doktor muayene ederse doktor da hastalandığı için kız da iyileşemiyormuş.
Kral baba bu duruma çok üzülüyormuş. Doktorlardan çare bulamayınca falcılara danışmış. Falcılardan biri kral kızı Nurbala'nın kurbağa kralının oğlu prens Piskokar ile evlenmesi karşılığında iyi olacağını söylemiş. Kral yardımcısı Pekbilir'i görevlendirmiş. Yola çıkan Pekbilir kurbağa kralının ülkesini aramak üzere ormana gitmiş. Pekbilir ormanda günlerce dolandıktan sonra aradığını bulmuş. Prens Piskokar'ın kaldığı küçük saraya gitmiş ve orada kendisiyle tanışmış.
Onu kendisi ile gelmeye ikna etmek için epey uğraşmış. Onca gayreti ile ayağa kalkan Piskokar ayağa kalkmış ama Kral kızının kendisini isteyip istemeyeceğini bilemezmiş. Yine de kralı ile vedalaşıp dönüş yoluna çıkmışlar. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmişler. Nurbalanın
ülkesine gelmişler önce hamama gidip kokusunu ortadan kaldırmak için saatlerce yıkanmış. Yıkanma ile geçmeyen kokusundan kurtulmak için bu sefer de mis kokulara bulanmış ve sonuçta daha da kötü kokmuş. Yemeğe gitmek üzere sarayın yolunu tutmuşlar. Daha yemek salonuna gitmeden Piskokar'ın kokusu önden gidiyormuş.
Kokuyu alan Nurbala apar topar kaçmış. Kral yemeği iptal etmiş ve yardımcısı Pekbilir'i huzuruna
çağırıp bu koku nasıl geçecek diye sormuş. Pekbilir;
-Efendim buna büyü yapmışlar ondan öyle kokuyormuş. Kendisi ile evlenecek birisini bulursa büyü bozulacak o da kokudan kurtulacakmış.
Kral baba bu durumu kızına anlatmış. Nurbala da
-Tamam ben çaresini bulurum dedikten sonra burnuna nane yağlı kokulardan pamuklar sokmuş.
Böylelikle kokuyu almamış. Piskokar ile yemekte buluşup tanışmışlar sade bir düğün yapılmış, düğüne pek kimse çağrılmamış.
Herkes gitmiş piskokar ile nurbala kendileri için yapılan saraya geçmişler. Nurbala pamuklardan sıkılmış ama biraz daha sabretmiş. Gece saat 12'de kaldıkları sarayın saatinin büyük gongu çaldığı zaman kaldıkları odada bir ışık belirmiş. Işığın içerisinden bir peri belirmiş. Önce sihirli
değneği ile Nurbala'ya dokunmuş, Nurbala iyileşmiş.
Sonrasında Prens Piskokar'a sopasını değdirmiş, o anda beklenmedik bir şey olmuş. Piskokar'ın kurbağa postu parçalanmış içinden çok yakışıklı ve kokmayan bir prens çıkmış. Birbirlerine sarılmışlar ve ömür boyu mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım tahtına. Bugünkü
masalımız da bu kadar.
Kendinize iyi bakın çocuklar.