Abbas Sayar, edebiyatımızın geç keşfedilen önemli bir değeridir. 21 Mart 1923 târihinde Yozgat’ta dünyâya geldi. İlk, orta ve Lise tahsilini Yozgat’ta tamamladı. Maddî imkânsızlıklar sebebiyle üniversiteye gidemedi. Kısa süreli memurluktan sonra yedek subay oldu. Eylül 1945’te askerlik vazifesini tamamladıktan birkaç ay sonra Ocak 1946’da İstanbul’da içgüveysi olarak bir cemaat şeyhinin kızı olan Hayrünnise Nefesli Hanım’la evlendi. Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, bu evlilikten dünyâya geldi. Bu evlilik sâyesinde İstanbul’da yerleşti ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde kaydoldu, aynı zamanda Deniz Yolları Liman Atölyesi’nde muhasebe servisinde çalışmaya başladı. Basın ve edebiyat dünyâsı ile birlikte Beyoğlu’nun bohem hayatını da tanıdı. Ayrıca milliyetçi münevverlerin kurduğu Türk Kültür Ocağı müdavimlerinden oldu. Böylece siyâsetle de tanıştı. Haziran 1947’de Demokrat Parti Yozgat teşkilâtının kurucuları arasında yer aldı. Bir müddet sonra Liman Atölyesi’ndeki işinden çıkartıldı. Maddî sıkıntılar içinde olmasına rağmen gazete çıkarmaya teşebbüs etti. Gazeteye abone bulmak için arkadaşlarıyla birlikte Yozgat ilçelerini dolaşmaya başladı. Bu maksatla Nâzım Hikmet’in ‘Kafatası’ isimli piyesini sahneye koydu. Toplayabildikleri 225 lira ile 15 günde bir, ancak 12 sayı çıkarabildiler. Bu şartlar içerisinde İstanbul’da kalamayacağını anlayınca Fakültedeki eğitimini, eşini ve oğlunu İstanbul’da bırakıp Yozgat’a döndü. Bu kararı almasında parasızlığın rolü kadar, içgüveyi olmasının da rolü olduğunu belirtmiştir. 1948’de Yozgat’ta haftalık Bozok Gazetesi’ni yayınlamaya başladı ise de CHP Yozgat milletvekilleri, baskı uygulayınca Vilâyet Matbaası, gazetenin basımını durdurdu. Bunun üzerine yazar çiftçilik yapmaya başladı. İyi para kazanınca kardeşiyle ortak olarak kırtasiye dükkânı açtı. Bir müddet sonra dükkâna mal almak için İstanbul’a geldiğinde, gazetecilik damarı kabardı ve bir matbaaya ortak oldu. 30 Ekim 1952 târihine kadar Bozok’u önce İstanbul’da, sonra da Yozgat’ta yayınlamayı başardı. Gazete, 19 Aralık 1995’e kadar 47 yıl yayın hayatına devam etti.
Yozgat İstanbul arasında mekik dokuyan Abbas Sayar’ın İstanbul’daki üç işyeri de aralıklarla ve çeşitli sebeplerle elden çıktı. Birinci işyeri olan Abbas Sayar Matbaasının bulunduğu arsa istimlâk edildi. İkinci işyeri ortağı Râşit Bey’in kaçak kâğıt bulundurması sebebiyle mâliye tarafından kapatıldı. Bu işyerinde o günün parasıyla 70.000 lira kaybetti. Üçüncü işyeri olan Büyük Milas Han 63 numaralı Bozok Kırtasiye’yi de devretti. Elde ettiği parayı Beyoğlu’daki gece kulüplerinde sarf edip bitirdi.
1952 yılında tekrar yayınlamaya başladığı ve 1953 yılında tamamen Yozgat’a naklettiği gazetesi Bozok, 1989 yılında yeniden evlenip Ayvalık’a yerleşinceye kadar hayatının en önemli meşgalesi oldu. Gazetede devamlı olarak başmakaleler, şiirler, hikâyeler, romanlar, gezi notları, hâtırâlar, aforizmalar yazdı. Böylece yazmak, onun hayat tarzı oldu.
Asıl mesleği yazarlık ve gazetecilik olmakla birlikte. Yozgat’ta ‘Âşık Veysel Konseri’ tertip etti, bağcılık yaptı, siyâsetle meşgul oldu; adaylığını koydu ise de seçilemedi, roman ve hikâye kitabı yazıp yayınladı, şiirler yazdı.
Kalbindeki insan sevgisinden başka insanlara verecek bir şeyi olmadan, 5 Ağustos 1999 târihnde Ayvalık’taki evinde beyin kanaması geçirdi. 12 Ağustos 1999 târihinde, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastahânesi’nde vefat etti.
Kalbinde, sonsuz ölçüde tabiat sevgisi vardı. Çiftçilik mâcerası, küçük bir arazi alıp bağ yapması, roman, hikâye ve şiirlerindeki tabiata düşkünlük bunun bir göstergesidir. Hattâ Ayvalık'a yerleştikten sonra Yozgat'ın en çok özlediği tarafı, tabiatının güzelliği ile bilinen Çamlık Millî Parkı'dır.
Onun bir başka özelliği de bohem hayata düşkünlüğüdür. Birçok yazısında, hâtırâlarında, roman ve hikâyelerinde bu yönü açıkça görülür. Bu hususta Beyoğlu bohem hayatından tanıdığı İsmet Zeki Eyüboğlu, Abbas Sayar'ın mizacını şu şekilde tasvir eder: ‘Alçakgönüllü, toksözlü, eli açık, dili gevşek, yüreği sıcak, yürüyüşü soğuk bir kimseydi.’
Abbas Sayar'ın derviş tabiatlı, rint meşrep bir yanı da vardır. Bu özellik onun mutasavvıf bir aileden gelmesiyle alakalı olmalıdır. Paraya pula pek değer vermeyen bir tabiata sâhiptir.
Ekonomi Profesörü olmasına rağmen öğrenciliği sırasında ve sonrasında İstanbul'un sanat ve kültürle yoğrulmuş seçkin muhitlerinde bulunan ve bu sebeple ihtisas konusu dışında; Ahmet Süheyl Ünver: Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri, Osmanlıdan Cumhuriyete Portre Denemeleri, Hasan Ali Yücel’in Tasavvufi Dünyası ve Mevleviliği, İnsanlar - Olaylar ve Mekânlara Dâir Yazılar, Şeyh Bedreddin, Mehmed Âkif Ersoy, Sahhaf Raif Yelkenci, Abdülbaki Gölpınarlı gibi seçkin eserlerin yazarı olan oğlu Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar da babasının mizacı konusunda şu tespiti yapmıştı: ‘Ruhen serazat ve serapa idi. Sınırsızlığa koştu. Herhangi bir kayıt, ilmihâl, kural, din onu bağlamadı. Tabiî bir aile hayatının istediği intizamı ve şuuru ondan bekleyemezsiniz.’
Prof. Dr. Sayar, Eskader (Edebiyat, Sanat, Kültür Araştırmaları Derneği) toplantısında babası hakkında son derece saygılı ifâdeler kullanmasına rağmen, babasının yaptıklarından pek de hoşnut olmadığını, bütün ihtimamına rağmen gizleyememişti. Bu durum, annesini terk edip giden önemli şâhsiyetlerin evlatlarında görülebilmektedir. Örnekleri çokcadır.
Bütün bunlardan şu sonucu çıkarmak mümkündür: Abbas Sayar; insan ve tabiat sevgisiyle dolu, iyi yürekli, merhametli, cömert, rint meşrep bir kişiliğe sâhiptir. Ayrıca disipline gelmeyen, hürriyetine düşkün, düzenli çalışmak ve sebat etmek yerine sürekli hareket eden, kaidesiz yaşayan bir tabiatı vardı.
Atatürkçü, laik görüşlere sâhipti. Okumayı sever, batı klasiklerini tercih ederdi. Necip Fâzıl Kısakürek’in görüşlerinden etkilendiği görülür. Komünist düşüncelere muhalifti. Ancak komünizme yakın olduğu intibâını uyandıracak yazıları hayli boldur. O halde belli bir fikri cereyanın bağımlısı, sıkı tâkipçisi ve müdâfii olduğu söylenemez.
Şiirleri:
‘Bozkırın Güçlü Kalemi Abbas Sayar’ isimli kitabın başarılı yazarı Doç. Dr. Ramis Karabulut, Merhum Sayar’ın şiirlerini şöyle gruplandırmıştır:
Türk halk şiiri nazım şekilleri 369 adet; Divan şiiri nazım şekilleri: 127 adet; Serbest nazımlar: 361 adet. Toplam: 857 adet. Görüldüğü gibi Abbas Sayar, Türk halk şiiri nazım şekillerini ön plana almıştır.
***
Eserin yazarı Ramis Karablut’un, Abbas Sayar’ın kalem ürünlerini çok detaylı ve hayranlık uyandıracak ölçüde hassas ve titiz bir şekilde incelediği görülmektedir. Bu kitabı okuyan pek çok kişi, korkulur ki, böyle bir kitabı yazmak teşebbüsünde bulunmaktan imtina edecektir.
Kitabın tamamını okuyacakların varacağı kanaat bellidir: Abbas Sayar, nev’i şahsına münhasır bir şâir ve yazardır. İbnülemin Mahmut Kemal için Yahya Kemal Beyatlı ve Süleyman Nazif’in söylediği gibi
Hezâr gıpta o devr-i kadîm efendisine,
Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine.
***
Eserin üçüncü bölümünde (s: 175-395) Roman ve hikâyeleri tahlil ediliyor.
Abbas Sayar hayatı boyunca 7 roman ve ‘Yorganımı Sıkı Sar’ isimli bir hikâye kitabı yazmıştır. Bozok Gazetesi’nde yayınlanmış 9 adet hikâyesi vardır.
176. sayfada ‘Romanlar üzerine çözümlemeler’ başlıklı bölüm var Ele alınan romanlar: Yılkı Atı, Çelo, Can Şenliği, Dik Bayır, Tarlabaşı Salkım Saçak, Anılarla Yumak Yumak isimli romanlar; özet, yapı, içerik, anlatım başlıkları altında tanıtılıyor. 395-418. Sayfalarda gazeteci Abbas Sayar’ın gazeteciliği ve gazete yazarlığı hakkında bilgiler yer alıyor.
13,5 X 21 ölçülerinde 462 sayfalık eseren 421 ve sonraki sayfalarında kaynaklar, ekler ve dizin bölümleri yer alıyor.
ÖTÜKEN NEŞRİYAT A.Ş.
İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50
Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: [email protected] www.otuken.com.tr
Doç. Dr. RAMİS KARABULUT:
1965 yılında Sivas'ın Şarkışla ilçesinde dünyâya geldi. İlk ve ortaöğrenimini Şarkışla'da (1971-1983), yükseköğrenimini On dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü'nde (1983-1987) yaptı. Sonrasında çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği ve idârecilik (1987-2002) görevlerinde bulundu.
1996 -1999 yılları arasında, Prof. Dr. Nâzım Hikmet Polat'ın danışmanlığında ‘Orhan Seyfı Orhon'un Mecmuacılığı ve Güneş Mecmuası’ adlı teziyle yüksek lisans derecesi aldı. 2002 yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde Öğretim görevlisi olarak bulundu. Bu görevde ‘Yenileşme Devri Türk Edebiyatı’ alanına dâir çeşitli dersler okuttu. Bu sırada yine Prof. Dr. Nâzım H. Polat'ın danışmanlığında ‘Nail Abbas Sayar - Hayatı, Edebî Kişiliği ve Eserleri Üzerine Bir Araştırma" adlı doktora tezini bitirdi. 2011 yılında Yardımcı doçent, 2018 yılında doçent unvanı aldı. Hâlen aynı üniversitede Öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.
Yazarın akademik kitap çalışmaları dışında çeşitli dergilerde yayımlanmış ilmî makaleleri ve kültür-sanat yazıları bulunmaktadır. Ayrıca Türklük Bilimi Araştırmaları (TÜBAR) adlı milletlerarası ilmî derginin yazı işleri müdürlüğü görevini yürütmektedir.