Prof. Dr. Sadık Kemal TURAL

Akademisyen

[email protected]

Prof. Dr. Nezahat Özcan’a *Çiğdem Cebeci’den** Sorular- 5

Prof. Dr. Sadık Tural’ın Şahsiyetler ve Eserler İsimli Kitabının 3. Baskısı Dolayısıyla   
PROF. DR. NEZAHAT ÖZCAN’A ÇİĞDEM CEBECİ’DEN SORULAR

(BEŞİNCİ BÖLÜM)

 

ÇİĞDEM CEBECİ: Sadık Tural, şahsiyet (kişilik) kavramı için “oluşumunu tamamlamış bir benlik ve kimlik toplamıdır” der. Şahsiyetlerin, tarihin ruhundan aldıkları ilhamla yönetim, askerlik, edebiyat, sanat, ticaret ve bilim alanlarında öncülük, önderlik, özendiricilik, örneklik, uyarıcılık yapan kişiler olduğunu söyler. Bu bakımdan Sadık Tural, araştırmacı yazar Cumhur Aksel hakkında kaleme aldığı bu üç önemli yazıda neler söyler?

Prof. Dr. NEZAHAT ÖZCAN: Hocamızın yeni yayınlar da daima gündemindedir. Sorulara Cevaplar -II- içinde Banu Hanım’ın bir sorusuna verdiği cevapta, yazılarında, sohbetlerinde yeni yayınları takip ettiğini görmek mümkün. Sayın Cumhur Aksel, Sadık Hoca’nın yeni tanıdığı isimlerden. Aksel, Türk’ü merkeze alıp Dünya’daki konumu, mevcut vaziyetimiz nedir’i izah etmiş, 3 ciltlik kitaplarında: “Cumhur Bey, TÜRK adlı halkın kökenini, değişim ve dönüşümünü, Türklüğe yapılan iftiraları işleyen akademik niyetli üç ciltlik kitap yazdı: ÖTEKİ 1-2-3...”  (S. 303). 2017, 2019, 2022 tarihli kitapların isimleri sırasıyla şöyle: Öteki: Ötekileştirmenin Kaynaklarına Kısa Bir Bakış Ve Türkler I; Öteki 2: Efsaneden Gerçeğe Türklerin Tarihi II; Öteki 3- Osmanlı'nın Çöküş Sürecinde ABD'nin Yükselişi.

 Sayın Cumhur Aksel’in cümleleriyle iki cildin misyonu, şu şekilde ifade edilmiştir: “Burada, kapitalizmin gelişmesi sürecinde yaşamış ama özellikle 18. ve 19. yüzyıllara damgasını vurmuş olan adı büyük bilim adamlarının, tarihöncesini nasıl yorumlayarak felsefî boyutuyla “öteki” kavramına ulaştıklarını gösteren bir  manzara resmi çizmeye başladığımı sanıyorum.”; “Bu kitapta da, kapitalizmin emperyalizme evrilmesi sürecinde yaşamış -ama özellikle son yüzyıla damgasını vurmuş olan- adı büyük bilim adamlarının, Türklerin tarihini çarpıtarak ulaştıkları “öteki” kavramını nasıl dünya çapında yaydıklarını ve buna karşı mücadele vermiş tarafsız bilim adamlığı örneklerini gösteren doğru bir manzara resmi çizmeye başladığımı sanıyorum.” Sayın Aksel’in kitapları, öncelikli olarak Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı, Türkçe Eğitimi, Sanat Tarihi Bölümlerinin 1. Sınıflarında öğrencilerin tanışması gereken kitaplar listesinde yer almalıdır. Hocamız bu ciltlerin muhatap kitlesinin, şu meslek sahipleri de olduğunu vurguluyor: “Öteki 1 ve 2 ülkemizde bulunan a- arkeologlar; b- paleontologlar; c- jeologlar; ç- etnologlar; d- siyasi tarihçiler; e- genel Türk tarihçileri; f- Selçuklu Tarihi uzmanları; g- fıkıh bilginleri; h- mezhepler ve tarikatlar uzmanları; ı- Türk dili bilginleri; i- lengüistik dalı bilginleri; j- edebiyat bilimi mensupları; k- sanat tarihçileri; l- iktisat tarihi uzmanları; m-coğrafya bilginler; n- Kanuni devrinin sonuna kadar olan Osmanlı tarihi uzmanları tarafından mutlaka okunmalıdır. Bu alan uzmanlarına, bir biyolog, bir de insan anatomisi uzmanı katılmalı ki, Cumhur Aksel Bey’in yıllarını verdiği bu iki ciltlik araştırmasının vicdanlı bir tahlili, eksiksiz yapılabilmiş, yeni baskı zenginleşmiş olabilsin.” (s. 318).

Sadık Hoca; Bilal Şimşir, Necdet Sakaoğlu, Hüseyin Ağca, Oğuz Çetinoğlu, Mehmet Arif Demirer, Orhan Tan, Ahmet Tekin, Nazan Ölçer, Erdoğan Karakuş, Cumhur Aksel’e, emeklerini çalışmalarından esirgemedikleri ve hassasiyetleri için hayran olduğunu ifade eder. Bir süre önce akademik dosyasını bir sürece hızlandırması hususunda genç bir arkadaşımızla konuşurken “Kendi omuzlarıma o kadar binemem hocam” şeklinde cevap vermişti. Sevgili Çiğdem, maalesef bizler, rahata ve konfora çok alıştık. Salgın ve savaşlar, bizi biraz bu konuda silkelese de istikbale dair şahsî ve millî motivasyonlarımızı tazeleyerek bilinçli bir şekilde sürekli gündemimizde tutulması gerekiyor. İşte Hocamızın adlarını yer yer zikrettiği şahsiyetler, “bize ait olanlar”ı konuşma, yazma, vurgulama konusuna ısrarlı tavırları ile vakitlerini, enerjilerini ayırmaktan yorulmayan isimler.

Sadık Hoca, 79 yaşın getirdiği tecrübeler ile bir şahısla ilk karşılaşma anında yahut da fotoğraftan belirgin mizaç özelliklerini sıralama maharetine sahiptir: Cumhur Bey’e dair yaptığı değerlendirmede de bu tecrübe göze çarpar: “Resmine bakıldığında bilginlik ve bilgelik çileleriyle yoğrulmuş yüzünü ve gözlerini muhteşem bir sakalın anlamlandırdığını görürsünüz. Gözlüklerin şahidi olduğu okumaların ve yazmaların, sadece kendisi için değil, torunları için nasıl bir servet hazırladığını, erbabı olanlar bilir. Ses tonundan, seçtiği kelimelere kadar hakkı yenmişliğin, sabrının ve tahammülünün yansıdığı sıcak, samimi cümleler. (.) O, nâzik, mütevâzı ve kavgalardan yo(ğ)rulmuş bir sakinliğe, pırıl pırıl bir hafızaya, ürkütücü bir tahlil yeteneğine, doğru bilgi konusunda ısrarcı bir arama enerjisine, yanlışları alay ederek eleştirme zekâsına sahip...” (s. 299). Çiğdemciğim, hocamız ülkemiz ve bu ülkede istikbale dair müspet hedeflere kilitlenerek bir arada yaşama hedefinde olan insanımıza dair orijinal fikirlerini yazan kalemlere hayrandır ve bu hayranlığı dile, kaleme getirme konusunda da mültefit davranır.

(DEVAM EDECEK)