Prof. Dr. Sadık Tural’ın Şahsiyetler ve Eserler İsimli Kitabının 3. Baskısı Dolayısıyla PROF. DR. NEZAHAT ÖZCAN’A ÇİĞDEM CEBECİ’DEN SORULAR
(İKİNCİ BÖLÜM)
ÇİĞDEM CEBECİ: Hocamızın bilgi alanı da ilgi alanı kadar geniş…
Prof. Dr. NEZAHAT ÖZCAN: Senin de fark ettiğin gibi Çiğdemciğim, Hocamız, ihtisas alanı olarak “edebî türler” ile “edibler” sınırlarını aşarak aslında insanı ilgilendiren ve onun muhatabı olan/olması gereken her alana vâkıf olmayı seviyor ve bunu gerçekleştiriyor da. Hoca okumayı, yeniyi öğrenmeyi bir ihtiyaç, hayat tarzı olarak benimsemiş. Sözlü ve yazılı bir üslûp bütünlüğünün oluşabilmesi için günde en az 4 saat okuma yapmanın elzem olduğunu bizlere söyler. Hoca, yeni alanları daima merak eder. Yeniyi öğrenme iştiyakı, öğrendiklerini selis, beliğ bir Türkçe ile de aktarmak… Sohbetinin çok canlı ve renkli olduğunu sen de bilirsin. Bir su gurubu insanı olarak duygusaldır, ancak mantığın, aklın, sorgulamanın daima ön planda bulunduğu bir duygusallıktır bu. Yönetici yönünün temelleri 2 erkek, 2 kız kardeşin en büyükleri olmasıyla atılmış; gençlik yıllarının, üniversite ortamının akışındaki şartlarla gelişmiş, diye düşünüyorum. Mizahıyla, sohbetiyle, duygusallığının önüne geçen realitesiyle, dostlarına bağlılığıyla, taltif etmekten hoşlanmasıyla, elbette sınırları bulunan mütehammilliğiyle, sorgulamasıyla, dikkatleriyle, nezaketi ve hassasiyetleriyle, Anadolu kültürüne vukufuyla, gerektiğinde bütün yaş ve statü farklılıklarını öteleyen iletişimleriyle, kendini kızdıran bir durum olduğunda aynı ortamı paylaştığı hanımlara “Kızım affedersin; Hanımefendi affedersiniz” diyerek başka bir deyişlere geçişiyle, vatan ve Atatürk sevgisiyle, münevver imanıyla Sadık Hoca oldukça renkli bir şahsiyettir Çiğdemciğim.
Hocamızın yeni baskısı yapılan bu kitabını sen de okudun, tezin dolayısıyla da dönüşler yaparak tekrar tekrar bakacağın yerler olacak. Avukat Şerafettin Yılmaz Bey için hazırlanan ARMAĞAN’a yazdığı şu cümleler -bana göre- kendisine de uygun düşen hükümlerdir: “O, birinci sınıf bir sosyolog olurdu. O’nun toplumun bütününe ve tabakalara bakışı gerçekten sosyolojik tahliller yapma konusunda analitik ve akademik bir zekâ sahipliğini göstermektedir.
“O, birinci sınıf tecrübî psikolog olurdu. (.) O, gerçekten çok ünlü bir sosyal tarihçi, siyaset bilimci olabilirdi.
“O, son yirmi yıldır depremlerle boğuşan Türk Dışişleri’nde çok etkili, çok büyük bir diplomat, çok aranan bir büyükelçi olabilirdi. O, yabancılar karşısında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Türk tarihinin namusunu, milletin hakkını, devletin hukukunu savunmakla dünyanın tanıdığı bir diplomat olurdu.
“Şerafettin Bey, Türk üniversitesinin hukuk fakültesinde bir kürsünün başkanı, hukuk felsefesi ve hukuk tarihi profesörü olabilirdi. Bu ünvanla o, kanunların gözden geçirilmesini, yetersiz veya işlevsiz olanlar konusunda gerekenin yapılmasını sağlardı.
“Şerafettin Yılmaz tarihî birikimini bilinçli bir benimseyişle savunan, hem ‘kendi olma’, hem de ‘kendimiz olma’ süreçlerinin temsilcilerinden bir şahsiyettir.” (s. 276-277).
Tabiat Her Derdin Devası ile İbn-i Sina’nın kitaplarının AKM’de basılmasını sağlayan hocamız tıp, sağlık, beslenme alanlarında da – kitabın önsözünü okumalısın-- hayran bırakan bilgilere sahiptir.
Çiğdemciğim, senin de hocamızı tanımış olmandan çok mutluyum.
Ç. CEBECİ: Sadık Tural’ın Şahsiyetler ve Eserler kitabı, 3. baskısını yaparak okuyucusuyla buluştu. Siz de o kitapta editör olarak yer aldınız. Sadık Tural edebiyat biliminin çalışma ve uygulama alanlarından biri olan kavram, terim ve yöntem araştırmalarına önem vermiştir ve bu konuda çalışmalar yapmıştır. Şahsiyetler ve Eserler kitabında da şahsiyet ve edebî şahsiyet kavramları etrafında bir edebî eser ortaya koyuyor. Sadık Tural bu iki kavramı nasıl ele almıştır?
N. ÖZCAN: Bilimin temel basamağının “terminoloji ve metodoloji” meselesi olduğunu, hocalarımızın ikazları ile öğrendik. Bir sohbet ortamında daha yetkin bir ağızdan öğrenilen ifadeleri, başka ortamlara taşıyarak gündem oluşturmanın belki sahiplerine sun’i yükselme ortamları sağlasa da problemlerimize kalıcı çareler olamayacağını da maalesef her nesil, kendi ölçeğinde tecrübe ediyor, hep birlikte de acı neticelerini yaşıyoruz. Hocamız elbette gündemi yakından takip eder. Ancak kendi gündemini, kendi kavram ve tanımları ile oluşturur. Sözlüklere elbette müracaat eder. Kitaplarında bunu sen de görürsün. Kavramların tanımı, Hoca’mın en farklı yanlarından biridir. O’nun kavram tanımlarından bir sözlük yapılabilir. Fikrin kendine ait olabilmesi ve onu sözlü ve yazılı aktarabilmesi için kavramların, cümlelerin de kendinden neş’et etmesi lüzumuna inanır. Burada önemli bir yaramıza değinelim Çiğdemciğim: Nakil geleneği. Edebiyat tarihimizin devir ve dönemleri ile biyografilerin yazımında, alanın bazı genç akademisyenleri bu vahametten kendilerini kurtarmalı.
Hocamız, şahsiyet kavramını şu şekilde tanımlar: ‘‘Şahsiyet, kazandığı değer ve davranışlarla yapılandırdığı duyguları ile düşünceleri arasında, anlamlı ve sürekli bir diyalog kurabilen, kendinden beklenenleri elinden geldiği ölçüde yapan, kendinden beklenmeyenleri hiçbir şart altında yapmayan, kendi içinde bütünlüğe kavuşmuş insandır.’’ Şahsiyet kavramının terim seviyesine çıkarak edebiyat araştırmalarında ‘‘edebî şahsiyet’’ terimi hâlini aldığını belirten Sadık Hocam edebî şahsiyet için de şu tanımı yapar: ‘‘Edebî kişilik benzerlerini aşarak hem kendi nesli/çağdaşları hem de aynı alanda eser verenler yerine adı anılma temsil etme basamağına çıkmışlıktır.’’ Bir sanatçının edebî şahsiyetinin birdenbire ortaya çıkmadığını oluşumuna yol açan çeşitli etkenlerin var olduğunu dile getirir. Şahsiyetlerin faaliyet alanlarını dikkate alarak da bir gruplandırma yapar. Şahsiyetleri; askerî şahsiyetler, idarî şahsiyetler, siyasî şahsiyetler, dinî/tasavvufî şahsiyetler, edebî şahsiyetler, ilmî şahsiyetler, fikrî/felsefî şahsiyetler, sanat alanlarından birine ait şahsiyetler, eğitimci şahsiyetler ve ticarî şahsiyetler olmak üzere on ana başlık altında toplar. Senin de farkında olduğun üzere bu tanım ve tasnifler, donmuş kalıplar değildir. Hoca, akış içerisinde geliştirerek değişiklikler yapar.
(DEVAM EDECEK)