Hal dilinde kişi, gönlünden geçirdiklerini kalbinden söyler. Kal dili bir konuda konuşmaktır. Hâl dili ise o durumu yaşamayı ifade etmektedir. Bu dili bilen bu sözü kalbinden duyar, anlar ve yine gönlünden geçirerek kalbinden cevaplar. Hâl dili veya gönül dili, muhatabımızla sözsüz, harfsiz, kelimesiz anlaşabilmektir. Hâl dilini anlamak, hâlden anlamak ve anlayışlı olmaktır. Empati kurmaktır.
Goethe, Faust ve Genç Werther'in Istırapları adlı muhteşem romanlarında kalbi esas almıştır. Her şey kalpte doğar, kalpte oluşur. Şair Faust’ta diyor ki “Kalplere tesir edecek şeylerin, kalpten gelmesi lazımdır.” ( Senail Özkan, Genç Werther’in Istırapları’na Epilog, 2014, s. 195).
Fuzuli' de "Aşk imiş her ne var âlemde, İlm bir kıyl u kâl imiş ancak" diyor. Dünyadaki her şey aşktan ibaretmiş. Aşkın yanında ilim, sadece dedikodu etmekmiş. Kıyl-ü kâl bugün anladığımız gibi sadece dedikodu demek değildir. Faydası olmayan, gereğinden fazla uzatılmış her söz, her iddia ve izah çabası kıyl-ü kâldir. Halbuki hâl yaşamak, olmak ve tatmaktır. Bir hâli yaşıyorsak onu sözle izaha ihtiyaç yoktur.
Bilge kişi, hal diliyle konuşur. Onun hali, görüldüğü zaman saygı uyandırır. Gülümseme bilgeliğin en büyük özelliğidir. Onlar etraflarına pozitif enerji yayarlar. Bir Bilgenin ziyaretine giderseniz, çok fazla konuşmadıklarını görürsünüz. Ama bu ziyarette büyük huzur duyarsınız. Ziyaret mekânından rahatlamış olarak çıkarsınız. Negatif enerjinizin boşaldığını fark edersiniz. Bilge kişinin yanında insan kendini güvende, huzurlu ve rahat hisseder. Bilge kişi, hep isteyen ve güçsüzlere karşı gücünü gösteren kişilere ilişkilerinde sınır koyar. Onlara gerekçeleriyle hayır der. Kişileri hemen karşısına alıp nasihat etmez. Sabreder, bekler uygun zamanda ve zeminde karşılığını verir. Bu sebeple bilgenin hâli görüldüğü zaman saygı uyandırır (Tarhan, s. 67). Kaynaklar
• Senail Özkan, Genç Werther’in Istırapları’na Epilog, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2014.
• Nevzat Tarhan, Bilgelik Psikolojisi – 2, Timaş Yayınları, İstanbul, 2022.