Sohbet ve Bilgelik Üzerine

Sinirli olduğumuz zaman, kendimizi geliştiren ve bilgelik yolunu açan sohbetlerden mahrum kalırız. Çünkü sinirli insan, düşük bilinç seviyelerine hapsolmuş olduğundan sohbet edecek güçte değildir.

Yüksek Bilinç Yolculuğundaki İnsanların Özellikleri

Bir insanın hayatta yapabileceği en doyum verici, en keyif alacağı şey bilinci üzerinde çalışmasıdır. Hiçbir şey bilinci genişletmek, geliştirmek, yükseltmek kadar önemli değildir. Bir eğitim sistemi, öğrencilerinin olup biteni kavramasını sağlayamıyorsa, farkındalıklarını artıramıyorsa, bilinçlerinin genişlemesine katkı sunmuyorsa o sistem görevini yapmıyor demektir.  

Ezeli Bilgelik: Egoyu Aşmak

Okullarımız  son derece  akılcıdır. Okullarımızda akıl ve mantık göklere çıkarılırken, duygulara ve manevi hayata şüpheyle bakılır. Beynimizin sağ yarısını eğitmeyiz. Sağ yarısı önsezi, müzikal yaratıcılık, resim, manevi hayat, akıl ötesi düşünceler gibi faktörlere bağlıdır. Mantığımız hala Aristo mantığıdır. Bu mantık siyah beyaz düşünce ve yargılardan oluşur. Sentez, yani gri alanlar hiç yok sayılır. 

“Sevgi Doğanın Psikoterapistidir”

Pek çok kimsenin psikoterapiye ihtiyaç duyduğu bir zamanda yaşıyoruz. Psikolojik yardımda terapinin türü terapist kadar önemli değildir. Terapide önemli olan terapistle hasta arasındaki ilişkidir, iletişimdir. En güçlü iyileştirici de sağlıklı sosyal ilişkilerdir. Sağlıklı iletişim kuramayan ve güven veremeyen bir terapist şifa veremez.        

Başımıza Gelen Olaylar Tesadüf mü?

Bazen düzenimiz bozulur. Hayatımızdaki bu düzen bozukluğu, daha yüksek bir düzenin başlaması anlamına gelebilir. Başımıza gelen olayları yargılamadan, “Bu benim başıma neden geldi?” demeden önce o olayı kabul edip anlamaya çalışmamız gerekir.  

Sevmek Dokunmaktır

Desmond Morris “Sevmek Dokunmaktır” adlı eserinde insanlar arası bedensel temasları konu alıyor. Sırta indirilen dost bir şaplaktan, ananın yavrusunu kucaklayışına, sıradan bir el sıkışmadan her türlü bedensel temasa kadar dokunmanın önemini ayrıntılı olarak inceliyor. 

Ailelerde Olgun ve Sağlıklı İlişkilerin Önemi

Acaba sağlıklı ve işlevsel aileler hangi özelliklere sahiptir? İş görme gücü olan, iş görmeye yatkın ve kendisinden beklenen davranışları gerçekleştiren aileler bu özelliklere nasıl sahip olabiliyorlar? 

Evliliği Sürdürmenin Temel İlkesi

TÜİK verilerine göre, boşanan çiftlerin sayısı 2020 yılında 136 bin 570 iken 2021 yılında 174 bin 85 oldu. Evlilik süresine göre boşanmalar incelendiğinde, 2021 yılında gerçekleşen boşanmaların %2,3 ü evliliğin ilk birinci yılı, %33,6'sı evliliğin ilk 5 yılı, %20,9'u ise evliliğin 6-10 yılı, içinde gerçekleşti. 

Psikolojik Darbe Emiciler

Hayatın tümsekleri ve çukurlarından geçerken aşırı sarsıntılara uğramamak için psişik darbe emicilere yani amortisörlere ihtiyaç duyarız. Şu söz bana göre iyi bir amortisördür: “Hiçbir şey göründüğü kadar iyi veya göründüğü kadar kötü değildir.”

Acaba Yüce Allah İnsanı Bir Amaç İçin mi Yaratmıştır?

Bütün varlıkların özü olan insan, eğlence için, oyun için, yiyip içmek, gezmek, yatmak keyif sürmek için mi yaratıldı? 

Çok Boyutlu Hayatın Önemi

Günümüzde insanların çoğu çok dar bir hayat sürdürdükleri için  mutsuzdur. Tek boyutlu insanların çağında yaşıyoruz. Kendimizde bulduğumuz ilk yeteneğin üzerine atlıyoruz. O yeteneğimizi  başka her şeyi ihmal etme ve dışlama  pahasına aşırı bir şekilde büyütüyoruz. Çocuklar sporda başarı gösterdikleri zaman kendilerini tüm  yürekleriyle bu spor yeteneğine adıyorlar. Sporu beslemeyen her şeyi ihmal ediyorlar. 

İnsanları Anlamak ve Temel İlgi Kalıbı

Atalarımızdan bize gelen “Her öküz, bir çubukla sürülmez.” sözünün anlamı derindir. Her insanın kişiliği farklıdır, herkesle aynı söylemle iletişim kuramazsın. “İnsanlara anlayacakları şekilde konuşunuz. Anlamayacakları şeyleri onlara söylemeyiniz” der Hz. Ali ” 

Başarıda Eğitim mi Uyum Sağlama mı Önemli?

Başarılı kişiler, hayatlarında uyum sağlamayı, ayarlama yapmayı ve gerektiğinde olumlu yönde değişmeyi çok iyi becerirler. Bu kimseler yeni bilgiler ışığında planlarını değiştirebilirler.

Değerlerimiz ve Kalbimiz

Peşinden koştuğumuz her amacın arkasında bir değer veya değerler dizisi vardır. Belli bir amacın peşinden gitmemizin sebebi benimsediğimiz değerlerdir. Eğer amaçlarımızdan biri, çocuklarımıza iyi bir eğitim sağlamaksa bunun sebebi, hem çocuklarımıza hem de iyi bir eğitimin yararına değer vermemizdir. Değerlerimiz amaçlarımızı belirler.

Kullandığınız Sözler Sizi Yıpratıyor mu Yoksa Zenginleştiriyor mu?

"Özür dilerim," diyebilmek, güçlü olmanın en kesin işaretlerinde biridir.  Karşımızdakilere, onların ruhsal durumuna karşı duyarlı olduğumuzu   gösterir. "Özür dilerim" sözünün sınırsız tedavi etme onarma gücü vardır." diyor Leo Buscaglia

Kimlik mi Meslek mi Daha Önemli?

Pek çok kimse kariyeri ile bütünleşiyor. Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde ettikleri başarı ve uzmanlıklarını kendi öz kimliklerinin yerine koyuyorlar. Mesleklerine hak ettiğinden daha fazla değer veriyorlar. Bu insanlar ilk karşılaştıkları kişiye ne ile uğraştıklarını soruyorlar. Gerçekte karşılarındaki kişinin ne ile uğraştığını merak etmiyorlar. Bu soruyla konuştukları kişinin mesleğini öğrenmek istiyorlar. Mesleğine  göre o kimseye bir statü  yakıştıracaklar ve o statüye göre iletişim kuracaklar veya iletişimi kesecekler. 

Anlamlı Bir Hayat ve Katkı

Hayatımızın, yaşamanın ötesinde bir anlamı vardır. Anlam, bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şeydir.  En çok sorulan  iki soru vardır: “Hayatı değerli kılan şey nedir?”, “İnsanın hayattaki amacı nedir?”

Nasılsınız?

İnsanların “Nasılsınız?” sorusuna verdikleri cevapları şekilde üç gruba ayırabiliriz: Olumsuz, orta ve olumlu. “Berbat hissediyorum” olumsuz, “fena değil, hep aynı” orta ve “”Muhteşem, çok iyi “ olumlu cevaplardır. 

Başımıza Gelen Olaylar Tesadüf mü?

Bazen düzenimiz bozulur. Hayatımızdaki bu düzen bozukluğu, daha yüksek bir düzenin başlaması  anlamına gelebilir. Başımıza gelen olayları yargılamadan, “Bu benim başıma neden geldi?” demeden önce o olayı kabul edip  anlamaya çalışmamız gerekir.  

Siz Düşüncelerinizle Neyi Besliyorsunuz?

Mutsuzluk çoğumuzu etkisi altına almış. Çünkü kendimizi dünyanın merkezinde görüyoruz.  Yalnızca bizim acı çektiğimizi  sanıyoruz. Mutsuzluğun sebebi,  kişinin kendisini  hep kendi bedeni içine ve kendi beynine hapsedilmiş  hissetmesidir.  Her zaman sorunlar yaşarız ama sorunlar kendiliklerinden acıya  sebep olmazlar. Sorunun içine “adaletsizlik”  olduğu düşüncesini karıştırırsak o zaman zihinsel huzursuzluğu beslemiş oluruz.