*Öğrendim ki… İnsana yapılan yatırım, kârlılığı en yüksek yatırımdır. (Prof. Dr. Sâdık K. Tural’dan) *Düşünmek, tenkit etmek ve tenkit edilmek bir ihtiyaçtır!
İmam Hatip liselerinde ve İlâhiyat Fakültelerinde okutulan İslam Târihi ders kitaplarında Türklerin Nasıl ve Niçin Müslüman olduklarına dâir tek satırlık bilgi yoktur. İslâmiyet öncesine ve sonrasına ait bilgeler en küçük teferruatına kadar vardır da Türklerin Müslüman oluş süreci hakkında bilgilere rastlanmaz.
HESAP Dar bütçeli vatandaşla esnaf lokantasındaki garson arasındaki konuşma: -Şu şu yemeklerden birer porsiyon yersem, ekmek ve su ile birlikte ne kadar hesap öderim? -Ödeme kredi kartı ile mi, nakit mi?
Türkiye Cumhuriyeti başbakanlarından Adnan Menderes ’in, sağlık sebebiyle tehir edilen idam cezâsı, tanzim edilen doktor raporu ile 17 Eylül 1961 târihinde İmralı Adası’nda infaz edildi. Doğumu: Aydın, 1899.
MEŞHURLARDAN PORTRELER / Akşam Gazetesi’nde ‘ Portreci ’ İmzâsıyla Yayımlanan Yazılar: Yayına Hazırlayan: Necati Tonga. (Biyografi) 12 X 19,5 santim ölçülerinde, 142 sayfa.
*Öğrendim ki… Türkiye’de her şey olunabilir. Sâdece rezil olunamaz. (Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu’dan)
Çiftlik sâhibi varlıklı bir şahıs, meşru olmayan yollardan kazandığı para ile bir inek sürüsü satın almış. Sonra ineklerin sütünden ve günün birinde etinden faydalanmanın doğru olmayacağını düşünerek sürüyü, Hünkâr Hacı Bektâş-ı Veli’nin, aynı zamanda aşevi işlevi görmekte olan dergâhına bağışlamak istemiş.
*Öğrendim ki... Güzele kırk günde doyulur, iyi huylulara kırk yılda doyulmaz.
Antlaşma, 24 Temmuz 1923 târihinde Türkiye Cumhuriyeti ile Fransa, İngiltere, Rusya, İtalya, Japonya ve (ABD) Amerika Birleşik Devletleri’nden oluşan İtilâf Devletleri imzalanmıştı. ABD senatosu, Antlaşmayı 18 Ocak 1927 târihinde yaptığı toplantıda reddetti.
İlköğretim okullarının din dersi kitaplarında, Emevîler’in şöyle veya böyle... İslâm’a hizmet ettiklerinden söz edilmektedir. Ders kitaplarında bu tür bilgilerin yer alması, Alevî kardeşlerimizi rencide etmektedir. Emevîler, Ehl-i Beyt evlâtlarını acımasızca şehit etmişlerdir. İslâm’ı da her yerde baskı yöntemiyle yaymışlar, hattâ yönetimi altına aldıkları milletleri kılıç zoru ile İslâmlaştırdıkları yeterli bir zulüm değilmiş gibi, dillerini de Araplaştırmışlardır. Emevîler konusu, daha ılımlı bir anlatımla ele alınabilir.
Oturmakta olduğumuz semtin sokaklarına, belediye tarafından iri yapısına rağmen güzel görünümlü çöp kutuları konuldu. Tam da ‘ Ne hoş …’ Diyecekken, üzerindeki yazı, sevincimin gırtlağına sarıldı ve onu boğdu: Kocaman harflerle ‘ Evsel atıklar ’ yazıyordu.
Yüreği Bedenine, Beyni Kafatasına Sığmayan Büyük Ülkücü Necdet Sevinç (Gaziantep, 10 Murt 1944 – İstanbul, 22 Temmuz 2011)
*Öğrendim ki... Eğitimsiz, kültürsüz güzeller, kokusuz ve dikenli çiçeklere benzer.
Suriye Atabegliği’nin en büyük komutanı Selâhaddin Eyyübi , 9 Temmuz 1187 târihinde Hittin Zaferi ’ni kazandı. Bu zaferle Selâhaddin Eyyübi, Bizans’a bağlı Kudüs Haçlı Krallığı’nın elindeki Akka Kalesi’ni fethetti ve Kudüs Hıristiyan Krallığı’nı târih sahnesinden sildi.
Kurban Bayramı sâdece et kesme bayramı değil; fakirlerin de düşünüldüğü, birlik ve beraberliğin pekiştiği ibâdettir. Allah'a kurban edilen kurbanlık hayvanlar kesilirken, kesilen etlerin ihtiyaç sâhiplerini bulacağı bir bayramdır. Bu süreç hem sevinçle hem de mânevî duygularla kutlanmalıdır.
Ali Rıza Temel: Yüce Mevlâ insanları imtihan etmek üzere yarattı. İmtihanın neticesine göre cezâ veya mükâfat vermek üzere de ölümü halk etti.
İslâmiyet sürtüşme, çekişme, tartışma ve kavga dini değildir. Hoyrat akıllar, diller ve eller, târih boyunca İslâm’ı kavga zemini hâline getirmeye çalışmışlardır. İslâm’ın hür düşünce ve hoşgörü dini olduğu unutturulmaya çalışılmıştır. Bu hakikati ortaya koyan yüzlerce hâdiseden üç tânesi, bizleri düşünmeye ve akl-ı selim yoluna sevk edebilir.
Dünyada en çok kitap okunan 10 ülkenin liste başında Hindistan yer alıyor. Sonrasında sırasıyla; Tayland, Çin, Filipinler, Mısır, Çekya, İsveç, Fransa, Macaristan ve Suudi Arabistan var. Türkiye listede 18'inci sırada.
Türkler târihte ilk defa Hun Türkleri olarak 375 yılında Balamir Han yönetiminde Avrupa’da görüldüler. Doğu Gotlarının (Ostrogotların) ve Batı Gotlarının (Vizigotların) büyük göçleri bu sebeple oldu. Balamir’den sonra Uldız (Yıldız) Han yönetimindeki Hunlar Roma topraklarına girdi. Uldız’ın hedefi Doğu Roma’yı etkisiz hâle getirmek sonra da Batı Roma üzerine yürümek ve İstanbul’u almaktı.
Çevre; bulunduğumuz, oturduğumuz, çalıştığımız ve yaşadığımız yerdir. Geniş mânâda çevre ise; Vatan topraklarımızın ve hatta dünyânın tamamı, insanoğlu için çevredir.