Razgrad Hâdisesi (17 Nisan -20 Nisan 1933)

Razgrad, Kuzeydoğu Bulgaristan’da ‘ Deliorman ’ olarak bilinen Türk bölgesinde bir vilâyettir. 8 ilcesi, 6 kasabası, 107 köyü vardır. Çandarlı Ali Paşa tarafından 1388-1389 yılları arasında devam eden savaşla fethedilmiştir. Osmanlı dönemindeki adı Hezargrad idi. 2011 yılındaki nüfus sayımına göre şehir nüfusunun % 50’si Türk ve Müslüman idi.

Türk Dünyası: Esâretten Bağımsızlığa, Bağımsızlıktan Türk Birliği’ne - 1

Türk cumhuriyetlerinde alfabe ve dil birlik için ‘olmazsa olmaz’ unsurdur. Moskova yönetimi her bir Türk topluluğuna ayrı bir alfabe dayatmıştı. Bağımsızlıktan sonra Özbekistan ve Kazakistan, alfabede yaptığı değişikliklerle, Rusya dönemindekini aratacak yeni bir yapılanmayı tercih etmiştir. Kırgızistan ise bölgenin en fakir ülkesi olarak henüz alfabe meselesini gündeme alamamıştır.

Öğrendim ki… 26

*Öğrendim ki… Her tedbir takdiri değiştiremez.  Fakat yine de tedbirli olunmalıdır.                                                                              

Ankara Savaşı’nda Kara Tatarlar

Bin üçyüzlü yılların sonlarında; biri Anadolu’da, diğeri Türkistan’da, Türk kökenli iki hükümdar cihana, tek başına hükmedebilmek için çalışıyordu.

Tasarruflu Yaşamak

Tasarruf; genel anlamıyla yarınlarımız için gerekli olan ve elimizde mevcut bulunan kaynakların idâreli kullanılmasıdır. Bir başka ifâdeyle; Kullanımımız altında bulunan kaynakların yarınlarda gerekli olacak kısmının bu günden tüketilmemesidir. Bu prensiple hareket etmek; Tasarruflu Yaşamak ’tır.

İslâm Âlimleri Silsilesi

‘ Silsile ’ kelimesi, ‘ Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili unsurların oluşturduğu dizi, sıra, halka’ olarak açıklanabilir. ‘ Mürşid-i kâmil ’ yâni âlim ve evliya olan zatlar, yetiştirdikleri ve artık başkalarını yetiştirebilecek hâle gelen talebelerine, halifelik ve icâzet verirler. Sonra onlar da talebe yetiştirip, onlar da yetişen talebelerine böyle icâzet verirler. Böylece, âlimler silsilesi meydana gelir. Bu halka, Peygamber efendimizden başlamıştır. Bu âlimlerin oluşturduğu topluluğa ‘ Silsile-i aliyye =  yüksek silsile ’ denilmiştir. ‘ Silsilet-üz-zeheb = altın silsile ’ olarak da anılır.

Değişim (İkinci Bölüm)

Değişim hız kesmiyor. Akıl almaz gelişmeler yaşanıyor: Meselâ eczahânede, kırtasiyecide, bin bir çeşit malzemenin bulunduğu nalburda veya düğme ve incik-boncuk satılan tuhafiyecide sayıca azalan emtia için raflardaki özel gözlem âletleri, işyerinin sâhibinden habersiz alâkalı toptan satıcıya telefon ederek, getirilmesini sağlayacak. Evlerdeki ve lokantalardaki buzdolapları da aynı hizmeti verecek.

Yeni Yıl, Yeni Takvim ve Takvimler

Muhafazakâr âilelerde yeni yıl, duvardaki takvimin değişmesinden başka bir mânâ ifâde etmiyor. Onlar yeni yılı çılgınca kutlayanlarla ilgilenmiyorlarsa, mâsum toplantılarla yılbaşı kutlamaları yapanları da anlayışla karşılayabilirler. Böylece huzur ve sükûnun devamına katkı sağlamış olurlar.  Toplumumuzun buna ihtiyacı var.

Değişim (Birinci Bölüm)

Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, çağımızda yeni bir ihtiyacı gündeme getirdi: Değişim.

Okunası Kitaplar

TÜRK TOPCULUĞUNUN ABC’Sİ (14-19. YÜZYIL): Okay Sütçüoğlu. 13,5 X 21 santim, 565 sayfa. (Târih Araştırmaları)

Değerlerimiz ve Türkiye

Coğrafya dilimlerini, toprak parçalarını vatan yapmak zordur. Çağımızda vatanı korumak, onu kalkındırmak, üzerinde yaşayan ‘millet’ denilen insanlar topluluğunun bağımsız yaşamasını sağlamak, daha da zorlaşmıştır. Devlet kurmak, devleti yaşatmak ve güçlü kılmak da öyle… Devletler; içeride güven ve huzuru sağlamak, dışta caydırıcı ve itibarlı olmak mecbûriyetindedirler. Aksi takdirde içeride birliği, dış güçler karşısında bağımsızlıklarını koruyamazlar. Devletler ya güçlü olacaklar veya zayıf kalıp diğer devletlerin yönetimi altında girmek mecbûriyetinde kalacaklardır.

Öğrendim ki… 24

*Öğrendim ki… Gönül işlerinin tenkide tahammülü yoktur.

Kırım Türkleri

Tatar; bir ırkın adı olmayıp, Rusya’da yaşayan Türklere Ruslar tarafından verilmiş isimdir. Osmanlı Devleti’nde, bu isimlendirme ile ilgili olmayıp, haberleşme işlerinde kullanılan görevlilere tatar denilmekte idi.

Mankurtlaşmak…

‘ Mankurt ’ kelimesi Orta Asya Türkleri’nde ‘ aklını ve şuurunu kaybetmiş köle ’ mânâsında kullanılır. Bu yönteme ise ‘ mankurtlaştırma ’ denir. Mankurt hâline getirilmek istenen şahsın saçları ustura ile kazınır. Sonra başına yeni kesilmiş bir koyun ve sığır derisi torba hâline getirilip sıkıca sarılır. Şahıs, elleri ayakları bağlanarak kızgın güneşin altına bırakılır. Tâze deri, kızgın güneş altında kurur ve daralır.

Öğrendim ki… 23

*Öğrendim ki… Kitap okumak, güçlü bir beyin jimnastiğidir. (Fettah Güventürk’ten)

Okunası Kitaplar

1-HATIRLADIKLARIM: Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu (Hâtıra) 13,5 X 21 Santim ölçülerinde, 256 sayfa. 2-150 SORUDA TÜRKLER: Gürbüz Azak (İnceleme) 13,5 X 21 santim ölçülerinde 168 sayfa. 3- İKİNCİ MURAD HAN’IN FÂTİH SULTAN MEHMED’E NASİHATLERİ: (İnceleme) 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 64 sayfa.

Cumhuriyetin İlânı

Millî Mücâdele'nin zaferle neticelenmesinde târihî bir görev yapan birinci dönem TBMM üyeleri, yeni seçim kararı alarak 1 Nisan 1923 târihinde dağıldı. Yeni seçimlerin yapılmasından sonra TBMM ikinci dönem çalışmalarına başladı. Yeni kurulan meclis, Lozan Barış Antlaşması'nı onayladı. Böylece millî bağımsızlık tam olarak gerçekleşmiş oldu.

Dilimizdeki Dikenler

Üstat Necip Fâzıl Kısakürek bir şiirinde diyor ki:

Hürriyet Meşalesi Türkmen Kızı Kerküklü Zehra

Bağdat yönetiminin Türklere uyguladığı politikanın değişmez hedefi, Türkleri; topluca yaşadıkları bölgelerden sürüp, sürgün yerlerinde azınlık durumuna düşürmekti. Parçala, böl ve yönet ve/veya yut taktiği uygulanıyordu. Hedefe ulaşmak için mâkul bir gerekçeye dayanmak ihtiyacı hissedilmiyordu,

Alevî – Sünnî Meselesinde Dış Tahrikler

Bazı politik görüşler, Alevî kimliğini kullanmak istiyorlar. Şimdi üzüntü ile hatırladığımız târihin derinliklerindeki Alevî - Sünnî görüş ayrılıklarını ve anlaşmazlıkları körüklüyorlar. Böylece topluluklar birbirlerine soğuk, yabancı ve yer yer de dostça olmayan tavırlar içerisinde oluyorlar. Kimi Alevîler, Sünnîler’e yakınlaşırlarsa eriyeceklerinden endişe ediyorlar. Sünnîler de Alevîler’e yakınlaşırlarsa hak yolundan Peygamber sünnetinden uzaklaşacaklarını zannediyorlar.