Bilim ve teknolojinin aklın sınırlarını zorladığı bir çağdayız. Bu gün teknolojinin insan hayatına sunduğu olağanüstü gelişmeleri yarım asır önce hayata veda etmiş bir insanın algılaması ve kabul etmesi hayal bile edilemez.
Bilim ve teknoloji alanındaki baş döndürücü gelişmeler, yaşam şartlarının iyileşmesi, insan sağlığını tehdit eden çok sayıda hastalığın önüne geçilmesi, büyük savaşların yaşanmaması gibi nedenler dolayısıyla dünya nüfusu hızla artmaktadır.
Kuşaktan kuşağa aktarılan efsaneler, sözlü kültürümüzün en yaygın örneklerinden olup Anadolu’nun her yöresinde farklı şekillerde anlatılmaktadır.
Suç işleme yarışında rekorlara koşan bir ülke konumundayız. Meksika ve Brezilya ile bu konuda yarışır olduk. Hapishaneler dolmuş vaziyette. Devlet yeni hapishaneler yapmakla meşgul. Tutuksuz yargılanmak üzere dışarda gezenlerle, Denetimli Serbestlik’le cezasını çekenler bir tarafa, cezaevi firarilerini de hesaba katarsak ülkedeki suç tablosunu anlayabiliriz.
Mekke’nin fethi sırasında, Bilal-i Habeş’in okuduğu ilk ezanın, müminler üzerinde bıraktığı etkiyi ve heyecanı, bu gün dahi güzel okunan bir ezan duyduğumuz zaman anlayabilmekteyiz. Hatırlatma, davet ve çağrı gibi anlamları olan ezan, aynı zamanda Müslümanlar için evrensel bir mesaj niteliği de taşımaktadır.
İnsanoğlu dünyaya adım attığından beri ölümü ve hayatı sorgulamış, nasıl yaratıldığını, ne maksatla dünyaya geldiğini, neden göçüp gideceğini merak etmiş, bu düşünceleriyle ilgili beklentilerini din ve düşünce sistemleri içerisinde bulmaya çalışmıştır.
Onları ekranların değişmez aktörleri olarak açık oturum programlarında hemen her gün görmekteyiz.
Gelişmesini ve kalkınmasını tam sağlayamamış ülkelerde işlerin günü birlik plan ve programlarla halledilmeye çalışılması alışıla gelmiş bir durumdur.
Stratejik öneminden dolayı devamlı düşman ülkelerin hedefinde olan ve defalarca istila edilen Erzurum, coğrafi şartları itibarıyla da zaman zaman deprem ve sel gibi felaketlerle karşı karşıya kalmıştır.
İstanbul’un en dindar semti olan Fatih’te bir aile dramı yaşandı. Maddi sıkıntı yaşayan dört kardeşin siyanür içip hayata veda etmeleri yoğun ülke gündemi içerisinde kısa bir haber olarak geçti.
İklimi kadar sıkıntılı bir sosyo ekonomik yapıya sahip olan Erzurum’un kalkınması ve gelişmesi konusunda uzun yıllardan beri çeşitli alanlarda projeler hazırlanmakta yeni hedefler belirlenmektedir.
Erzurum’un eğitim tarihine damgasını vuran İsmet Paşa İlkokulu, gerek taşıdığı ismi, gerekse okul çatısı altında görev yapan fedakâr öğretmenleri ve başarılı öğrencileri ile hafızalarda yer eden okullardan biridir. Milli Mücadele’nin yürekli hanımlarından Faika Hakkı Hanım’ın bu okulda uzun yıllar yöneticilik yapması okula özel bir anlam yüklediği gibi, onun yolunda yürüyen ve aynı ruhla görev yapan öğretmenler içerisinde Saffet Zengin gibi fedakâr eğitimcilerinde bulunması “Mekânlar, insanlarla ruh bulur” düşüncesini hatırlatmaktadır. Saffet Hoca, Cumhuriyet’e kanat geren, fedakâr öğretmenlerden biri olarak Erzurum’un sevilen, saygı duyulan aydın hanımlarından biriydi. Zarafeti, hanımefendiliği, işine olan aşkı, Cumhuriyet’e olan saygısı ve Türkçe’yi kusursuz kullanması Saffet Hoca’nın öne çıkan özellikleriydi. O mütevazı kişiliği, millî değerlere sahip bir Cumhuriyet öğretmeni olma vasfıyla gönüllerin hocasıydı. Kendisi ile aramızda abla-kardeş, öğretmen-öğrenci ilişkisi vardı. Rahmetli babamın, Saffet Hoca’nın, Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu’nda okurken velisi olması, babalarımızın hem meslektaş, hem de kardeş derecesinde birbirlerine yakın olmaları, aramızda güçlü bir dostluk sağlamıştı. Ülkesine olan sevgisi onu mesleğinin dışında da çalışmaya yönlendirmiş uzun yıllar Türk Kadınlar Birliği Erzurum Şube Başkanlığı görevini yürütmüş, Erzurum Valiliği Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı Üyeliği görevinde bulunmuştu. İki farklı STK’nın yöneticisi olarak birlikte çok çalıştığımız olmuştu. Sosyal sorumluluk çerçevesinde üzerimize düşen görevleri birlikte yerine getirirken onun ülkesine olan sadakatine ve insana olan saygısına yakından şahit olmuştum. Bu yaklaşımlarından dolayı çok sayıda gerçek dostlar edinmişti ve bir hayli seveni vardı. Öyle ki bu vefalı bayan dostları onu hastalığında hiç yalnız bırakmadılar. Hatta son nefesinde yanında olma erdemini gösterdiler. Saffet Hoca, güzel ve anlamlı bir hayat yaşadı. İncitmedi, eğitti, öğretti, örnek oldu ve arkasında birbirinden zengin hatıralar bırakarak fani âlemden ayrıldı. İnanç değerlerimiz; bize amel defteri kapanmayacak üç zümreden birinin arkasından hayırlı evlatlar bırakanların olduğunu müjdelemektedir. Saffet Hoca, yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle arkasında hayırlı evlatlar bırakanlar zümresindeydi. O, arkasında zengin bir mal varlığı değil, manaca zengin ve anlamlı bir miras bıraktı. Kendisini; nezaketiyle, Cumhuriyet değerlerine olan sevgisiyle ve iyi bir eğitimci olarak hep hatırlayacağız. Makamın cennet olsun saygıdeğer hocam, değerli ablam. Nur içinde yat, seni özleyeceğiz.
Onu yıllar önce Tebrizkapı’da ki mütevazı dükkânın da hoşgörülü, güler yüzlü, sorumluluk duygusu yüksek bir insan olarak tanımıştım.
Cumhuriyeti kuran iradenin önemli hedeflerinden biri ülkeyi Demirağlarla örmekti.
Her insan gibi o da İçinde bulunduğu hayat serüvenini sağlıklı ve mutlu bir şekilde sürdürme arzusundaydı. Kendi isteği ile gelmediği bu dünyada dolu dolu yaşamak istiyordu.
Yıkılan Cihan İmparatorluğu’nun külleri arasında doğan bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli hedefi, muasır medeniyet seviyesine erişmek için fikri hür, vicdanî hür, irfanı hür nesiller yetiştirmekti.
21. yüzyıldayız. Bilim ve teknolojide aklın sınırlarını zorlayan gelişmeler yaşıyoruz. Her geçen gün hayatımıza giren yenilikleri takip etmekte zorlanıyor, baş döndürücü bu gelişmelerle birlikte yeni kavramlarla tanışıyoruz.
Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. Padişah’ı olarak 1876 yılında tahta çıkan Sultan II Abdülhamit Han, çökmekte olan bir devletin büyük sorunları ile 33 yıl mücadele etmiş, buna rağmen İmparatorluk’un makus kaderini değiştirememişti.
Doğu Anadolu’nun cazibe kenti olan Erzurum, geçmiş dönemlerden beri bölgenin sağlık merkezi konumundadır.
Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Kurbanlıklar yavaş yavaş piyasaya çıkmaya, çarşılarda ve evlerde bayramın heyecanı kendini hissettirmeye başladı.