İnsanların olduğu gibi devletlerinde geçmişlerinde yanlışları ve pişmanlık EYLÜL ayları olabilmektedir.
Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Pandemi, sel, deprem, kuraklık gibi felaketlerle uğraşırken, şimdi de yangınlarla mücadele etmekteyiz.
1838 yılında imzaladığı Balta Limanı Anlaşması ile emperyalist ülkelere büyük kolaylıklar sağlayan, İngiltere, Fransa gibi ülkelerden yüksek faizle borç alan ve bu borçları ödeyemeyip 93 Harbi’nden önce iflas etme noktasına gelen, 1881 yılında Duyunu Umumiye ile gelir kaynaklarına el konulan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşlarından yenik çıkan Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesi’ni (30 Ekim 1918) imzalamasından sonra emperyalist ülkeler Türklüğün son kalesi olan Anadolu’yu işgale etmeye başlamışlar, Doğu Anadolu’da bir Ermenistan devletinin kurulmasını dahi kararlaştırmışlardı.
Her açıdan dünyanın en bereketli ülkelerinden birinde yaşıyoruz. Milleti dolandırıp ceplerini dolduranların en rahat ettiği ülkelerden biriyiz. Bankerler, yeşil sermayeciler, titancılar, sanal paracılar, çiftlik bank gibi milletin cebini boşaltan mekanizmaların kol gezdiği bu cennet vatanda deşifre olmamış ne gözü açıklar vardır. Allah bilir.
Tarihî geçmişimiz ve stratejik konumumuz dolayısıyla her zaman hedefte olan bir ülkeyiz. Kanla, irfanla kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti, geçmişte olduğu gibi bugün de bir sürü tehdit, saldırı ve provokasyonla karşı karşıyadır.
7 Haziran 1957 yılında resmen kurulan Atatürk Üniversitesi, 7 Kasım 1958’de Ziraat ve Edebiyat Fakülteleri ile eğitime başlamış, bu iki fakülteye 12’si kız olmak üzere yalnız 135 öğrenci kaydolmuştur.
Taşıdığı fikirler yüzünden ömrünün en güzel 13 yılını hapishane köşelerinde geçiren ve çok sevdiği ülkesinde değeri bilinmeyen Nâzım Hikmet, Türkçe’nin en büyük şairlerinden biridir. Uluslararası bir üne sahip olan Nâzım Hikmet’in kendi ülkesinde anlaşılamaması ve çeşitli bahanelerle hapishanelerde tutulması baskıcı ve otoriter bir yönetim anlayışının utanç verici uygulamasıdır.
‘Karşı Apartman’ dediğimiz ‘Vakıf Apartmanı’ bağımsız tek bir bloktan oluşmaktaydı. Dört dairesi ve altta bir adet görevli dairesi olan bu apartmanın Cumhuriyet Caddesi’ne ve arka tarafta Yukarı Mumcu Camii’ne bakan çok güzel balkonları vardı. Apartman, iki bahçe arasındaydı. Biz, bu bahçelerin büyüğüne ‘Karşı Bahçe’ derdik ve yaz, kış bütün oyunlarımızı burada oynardık.
Bir yıldan beri dünyayı kasıp kavuran Covid 19 salgını, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ederken bir yandan da ekonomilere büyük sekteler vurmaktadır.
Emperyalist ABD’nin uzun yıllardan beri her 24 Nisanda Demokles’in kılıcı gibi tepemizde tutuğu açıklamada son noktaya gelindi. Tarihi gerçeklerle örtüşmeyen, sadece siyasi nitelikte olduğundan şüphe edilmeyen bu açıklamanın tarih önünde ve yüce Türk Milleti’nin nezdinde hiçbir öneminin olmadığını hür dünyaya duyurmak isteriz.
İsmi ile müsemma bir kişiliğe sahip olan Veli Velioğlu Hoca, Erzurum’un en saygın dini otoritelerinden biridir.
Mart ayının sonlarındayız .. Kış boyuna yağmayan kar bu günlerde yağıyor olsa da, “ Ne de olsa, kışın önü bahardır! ” diyerek hasretle sıcakların gelmesini beklemekteyiz.
Stratejik önemi, coğrafi konumu ve kültürel zenginliği ile ülkemiz, dünyanın en riskli bölgesinde bulunmaktadır.
Boşanma davası açan Eşi Aycan K.’yı yemeğe davet edip barışma önerisinde bulunan Burak K. aldığı ret cevabı üzerine “ Yemeğini güzel ye, bu son yemeğin!” diyerek iki çocuğunun annesini, otuz sekiz yerinden bıçakladı.
Nüfusumuz seksen milyonu aştı. Artan nüfusla beraber sıkıntılarımız da bir o kadar büyüdü.
Bir ülkenin en dinamik unsuru olan gençler, geleceğin hazırlayıcısı ve planlayıcısı olarak yarınların da güvencesidir.
Ünlü gazeteci Çetin Altan “Türk insanının en büyük beklentilerinden biri adam yerine konulma isteğidir .” diyerek toplumun sosyo -psikolojik durumuna gönderme yapardı.
Ocak ayında (+) 8 C sıcaklığı ve yağmuru görünce” Kar bizi terk edip batıya mı gitti?” diye endişe etmiş ‘Cenab-ı Allah’ın hikmetinden sual olunmaz!” diyerek karın yağmasını beklemiştik. Neyse ki, hasretle yolunu gözlediğimiz; rahmete, berekete vesile olduğunu bildiğimiz, memleketimizin aziz misafiri ‘kar’, bu hafta başı şehrimize teşrif etti!
Ülke olarak çok sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Bir yıldan beri ölümü ensemizde hissettiren pandemiyle mücadele ederken, bir yandan da ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz.
Anadolu’nun ön sözü olan Erzurum, yüksek rakımı ve çetin geçen kış mevsimiyle hatırlansa da dünya üzerinde ruhu olan ender şehirlerden biri olarak bilinir ve hakkında her türlü övgünün yapıldığı bir şehir olarak da tanınır.