2005 yılının bir yaz günüydü. Rahmetli Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” isimli romanını büyük bir zevk ile okurken sayfalar arasında Erzurumlu Nafiz Bey ismine rastlamıştım. İstiklâl Savaşında ordumuza dört uçak alıp, iki uçak parası ödeyen bu “Çılgın Dadaş’ın” ismini ilk defa duymuş olmanın ezikliğini hissetmiş diğer taraftan da böyle fedakâr bir Erzurumluyla hemşehri olmanın gururunu yaşamıştım.
Tarih sayfalarında “Küçük Kâzım” lâkabı ile tanınan Kâzım Yurdalan Erzurum’un yetiştirdiği ünlü şahsiyetlerden biridir.
Bağımsız bir devlet kurmak için vermiş olduğumuz şanlı mücadelenin üzerinden 100 yıl geçmiş bulunmaktadır. Bu münasebetle Cumhurbaşkanlığı tarafından “Milli Mücadele’nin 100. Yılı kutlamaları için bir genelge yayımlanmış ve bu kapsamda başta İstanbul, Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara olmak üzere ülkenin her tarafında bir yıl boyunca çeşitli etkinliklerin yapılması duyurulmuştur.
Ünlü yazar Çetin Altan, “ önemliler ve değerliler” kavramı üzerinde sıkça durur, değersiz önemlilerden ve önemsiz değerlilerden bahsederek ülkenin en önemli sorunlarından birine dokunurdu.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağıldığı, Anadolu’nun emperyalist güçler tarafından işgal edildiği o karanlık günlerde Türk Milleti bir avuç kahraman vatan evladının önderliğinde var olma savaşı vermişti.
Erzurum, Vatan ve bayrak sevgisinin aşka dönüştüğü, kültürel birikimlerin hassasiyetle korunduğu, millî bilincin zirve yaptığı, ata yurttaki töre kültürünün hissedildiği bir şehirdir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun idam fermanı olan Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından sonra emperyalist ülkeler Türklüğün son kalesi olan Anadolu’yu ele geçirmek için planlarını yapmışlar bu düşünceler doğrultusunda Doğu Anadolu’da bir Ermenistan devletinin kurulmasını dahi kararlaştırmışlardı.
Osmanlı Devleti’nden günümüze uzanan en büyük sorunlardan biri eğitim konusudur. II. Mahmut’un başlatmış olduğu reformlarla birlikte yol aldırılmaya çalışılan eğitim, devrin Maarif Nazırı Emrullah Efendi’nin “Bu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” sözüyle birlikte sancılı bir şekilde devam etmiş, Osmanlı’nın çökmesinden sonra kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti her konuda olduğu gibi bu yaraya da parmak basmıştır.
Erzurum, ata yurttan ana yurda taşınan âşıklık geleneğinin hayat bulduğu önemli şehirlerden biridir.
1430 yılında Sultan II. Murat zamanında fethedilen Selanik, Osmanlı Devleti’nin İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehri olmuş ve 500 yıl Osmanlının hakimiyetinde kalmıştır.
İlk emri “Oku” olan bir dinin mensubu olmamıza rağmen dünyada en az okuyan ülkeler arasında yer almaktayız.
Erzurum ve Erzurum kültürü ile ilgili üç kitabı olan Erdal Güzel’in “İnsan ve Vicdan” isimli yeni kitabı, yazarın son yirmi yıl içerisinde hayattan kesitler sunduğu, sosyal ve siyasal konular karşısında fikirlerini belirttiği, günün önemli konularına atıfta bulunduğu çeşitli gazete ve dergilerde yazdığı yazıların bir araya getirmesiyle ortaya çıkardığı bir eserdir.
Şiir, roman, deneme, makale, öykü ve edebiyat tarihi dallarında yaptığı başarılı çalışmaları ile Türk Edebiyatı’nın önemli isimleri arasında sayılan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en bilinen eserlerinden biri; İstanbul, Konya, Bursa, Ankara ve Erzurum’u anlattığı “Beş Şehir” isimli kitabıdır.
Anayasamız, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğumuzu söylese de bizim gibi gelişmesini sağlayamamış ülkelerde bu kavramların hayata yansıması bir hayli zordur.