İnsanoğlu ge ç miş zamanlarda değişik b ü y ü k salgınlar yaşamış ve bunlardan ders almıştır. Ç in’de 2019 aralığında başlayan ve halen etkisi devam eden Covid-19 da bunlardan birisidir. Bu salgın 2021 ve 2022 de ciddi sağlık sorunları yaşatmış, 2022 nisan mayıs ayları itibari ile salgın ö zelliğini yitirmişti.
Son günlerde okuduğum iki kitap, işlediği konular ve bakış açıları sebebiyle, böyle bir yazıyla değerlendirilecek özellikteydi. Kitaplardan biri Derya Mesut Kayla takma adı ile yazılan "Erkektir, Her Zaman Haksız Mıdır" adıyla yazılmış olan boşanma ve sonrası katkı payı paylaşımının hikayesidir. Evlilikten maksat, tarafların bir ömür boyu sürmesini istediği ve geleceklerini birlikte devam ettirme sözüdür. Bu sebeple nikah akdinde iyi gün- kötü gün ve her şartta çiftler birbirine şahitler önünde söz verirler. Arzu edilen ve beklenen doğacak çocuklarla birlikte mutlu ve huzurlu bir yuva ile eşlerin bu yeni birlikteliği ömür boyu sürdürmesidir. Ama maalesef bu her zaman mümkün olamıyor. Kimi evlilikler kısa sürede biterken, bazıları büyüyememiş çocukları ile birlikte muhtelif sorunları da yaşatarak sonlanabiliyor.
İnsanlık tarihinde salgın hastalıkların savaşlardan daha fazla tahripler yaptığını biliyoruz. Önceleri veba, kolera, verem gibi hastalıklar varken, son yüzyılda İnfluenza, Sars, Mers, Covid-19 virüs salgınlarını yaşadık. Bu salgınlarla ilgili şu bilgileri özetleyebiliriz.
70’li yılların gençlik olayları, o günleri birebir yaşayan bizim kuşakta önemli izler bırakmıştır. Bu olaylarında etkisiyle, ülkemiz 12 Eylül 1980 ihtilaline sürüklenmiştir. O dönemlerin iyi bilinmesi insanlarımıza olayların daha doğru değerlendirilmesinde katkı sağlayacaktır. İyi bilinme ise o günleri yaşayanların yazdıklarının ve o günleri araştıran bilimsel yayınların okunması ve öğrenilmesi ile mümkündür.
Sağlık ile ilgili meslekler olan hekimlik, eczacılık ve veterinerlik mesleklerinin sembolünde yılan vardır. Bu hayvan, çeşitli çizim şekilleriyle sağlık konusundaki iş ve mekanlarda kullanılmıştır, kullanılmaktadır.
Aralık 2019 yılında Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyayı etkileyen bu salgın hastalığı ikinci yılını doldurmuştur. Bu güne kadar ü lkemizde 10 milyon insan bu hastalığa yakalan mış ve 85 bini ölümle sonuçlan mıştır. Dü nyada ise 250 milyon insanın bu hastalığa yakalan dığı ve bunların 5 milyon unun ö lümle sonuçlandığı bilinmektedir.
Ülkemizin tarihi ve doğal zenginliği olan önemli şehirlerinden biri de Erzurum'dur.
Türk Tarih kurumunca basılan ve İdris Yücel’in ‘’Anadolu’da Amerikan Misyonerliği ve Misyon Hastaneleri’’ isimli kitap böyle bir yazıyı yazmamın sebebidir. Osmanlı devletinin son yüzyılındaki misyonerlik faaliyetleri bu coğrafyada dün ve bugün yaşananların arka planını daha iyi anlamamızı sağlar.
Geçen hafta bir viral hastalığı (Covid - 19 ) bizzat yaşayıp şifa ile atlattım. Boğaz ağrısı, bitkinlik ve boğazdaki doluluğun ızdırabı bile insanı endişelendiren bu hastalığın akciğerleri tuttuğunda ne kadar büyük bir sıkıntı yaşatabileceğini tahmin ediyorum. Aşılarımın sağladığı bağışıklığımın (antikorlarım sayesinde) gücü ile hafif atlattığımı düşünüyorum. Yakalanmayanların gerek tedbirlere uymasının gerekse aşıyla korunmasının önemini bizzat görmüş oldum.
“Tarihimize belge, gelecek nesillerimize ibret ve istifadeye vesile olması dileğiyle...” diye imzalayıp gönderdiği “Sıradan ve Piyade Lokman Abbasoğlu” adını verdiği kitabını okuduktan sonra böyle bir değerlendirmeyi uygun gördüm. Ankara Tıp 74 mezunu olduğum için kendisini bizzat tanırım. Büyük ülkü yolunda bir ömür üstbaşlığı ona uyan bir hayattır. Bu kitabı yazarak ülkücü gençlik hareketi mensuplarının nasıl bir dünya görüşü ve günlük yaşayış biçimine sahip olduklarına ışık tutmuştur. Benzeri eserler bu düşüncenin daha iyi bilinmesini sağlayacak ve daha doğru değerlendirmeler yaptıracaktır. Kitap üç ana bölüm şeklinde yazılmıştır.
Neredeyse iki yıldır günümüz insanlarını en çok meşgul eden konu Covid-19 büyük salgınıdır. Kasım 2021 tarihindeki yazımda bu virüse etkili bir ilacın çok yakında hastalara uygulanacağını ve bu sayede 2022’nin birinci çeyreği sonuna doğru bitebileceğini yazmıştım.
İnsanların birlikte yaşama özellikleri; onların küçükken büyüğe yerleşim yerleriyle bütünleşmelerini sağlar. Köylerden şehirlere doğru büyüyen yerleşim alanları böyle şekillenmiştir. Bu yerleşim alanları ise giyimden yemeğe, evlerden ortak yaşam yerlerine kadar birçok alanda o toplumun kendine has kültür özelliklerini şekillendirir.
Aralık 2019 yılında Çin’de başlayıp kısa sürede tüm dünyayı etkileyen bu salgın hastalığı ikinci yılını doldurmaktadır. Bugüne kadar ülkemizde 8 milyon insan bu hastalığa yakalanmış ve 75 bini ölümle sonuçlanmıştır. Dünyada ise 250 milyon insanın bu hastalığa yakalandığı ve bunların 5 milyonunun ölümle sonuçlandığı bilinmektedir.
Tarih boyunca insanoğlu önemli olaylar yaşamış ve bundan gerekli dersler-bilgiler alarak geleceğini daha yaşanabilir kılmıştır. Tabii felaketler ve savaşlar bunların önemlileridir. Şu günlerde de bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız ve bununla baş etmek için uğraşmaktayız.
Son yılların hayatımızı etkileyen en önemli olayı Covid 19 büyük salgınıdır. Salgın ile mücadele gereği alınan tedbirler, yapılan uygulamalar bizleri daha çok teknolojinin, telefon, internet, bilgisayar gibi iletişim unsurlarına bağlı kılmıştır. Özellikle akıllı telefonların sağladığı yeni imkanlar bilgi edinme ve kanaat oluşturmada çok daha etkili olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu durum ise bizlerin doğrulanmamış bir yığın fikir ve kanaat ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır. Son yılların hayatımızı etkileyen en önemli olayı Covid 19 büyük salgınıdır. Salgın ile mücadele gereği alınan tedbirler, yapılan uygulamalar bizleri daha çok teknolojinin, telefon, internet, bilgisayar gibi iletişim unsurlarına bağlı kılmıştır. Özellikle akıllı telefonların sağladığı yeni imkanlar bilgi edinme ve kanaat oluşturmada çok daha etkili olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu durum ise bizlerin doğrulanmamış bir yığın fikir ve kanaat ile karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.
‘’Allah için oruç tutmak, içi temizlemektir. Allah 'ın sevgisini gönülde gizlemektir.’’ Şerafettin Yaltkaya
Salgın hastalıklar toplumlarda derin yaralar açarlar. Her büyük salgın sonrası insanların yaşamında büyük değişimler olmuş ve hayat hiçbir zaman eskisi gibi olmamıştır. Çarşıları, marketleri, spor alanlarını, mabetleri velhasıl toplu yaşanılan her alanı kapattırarak alışılan şekli ile kullanılmaz hale getirmiştir.
Tıp Fakültesindeki hijyen dersi hocamızın şu ifadesini hiç unutamam." Çocuklar, önümüzdeki yılların en önemli sorunu insanların kullanıp kirleterek çevresine bırakacağı kirli suyu, yiyip içtiğinin artıkları, eskittiği eşyası ve atıkları olacaktı r." İşte günümüz çevreye, suya, toprağa bıraktığımız atıklarımız sebebiyle hayatımızın sağlıklı sürdürülebilmesi için mutlaka gerekli olan ve temiz kalması gereken HAVAMIZI, SUYUMUZU, TOPRAĞIMIZI her geçen gün daha çok kirletildiği dönemdir.
2020 yılının en önemli olayı Covid 19 büyük salgınıdır. Çin’de başlayıp Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü’nün büyük salgın (pandemi) olarak ilan ettiği bu olay insanlarımızın her türlü davranışında yeni mecburiyetler ve alışkanlıklar edinmesine sebep olmuştur. Devlet yöneticilerine, iş insanlarına yeni yükümlülükler, yeni sorunlar getirerek maddi-manevi bir yığın yeni çözümler aramaları mecburiyetini getirmiştir.
Sonbaharların bir özelliği ilkbaharın yeşillendirdiği bitkilerin sararması, ağaçların yapraklarının sararıp dökülmesidir. Bu, yeşilin tabiata verdiği neşe ve coşkunun yerine hüzne dönüşmesine sebep olur. Şu günlerimizdeki hüznümüzü, bazı dost ve arkadaşlarımızın kaybı ve buna COVID-19 salgınının kısıtlamalarının eklenmesi ayrıca artırmıştır.