Sağlık sistemimizin 1900 Yıllarındaki durumunu 31/01/2022 tarihindeki "geçmişte sağlık hizmetleri ve misyonerlik" yazımda değinmiştim. Bunlara 1914 te İzmit'imizde açılmış olan 50 yataklık Gureba Hastanesi'nin 1918 den 1925 e kadar tahsisat yokluğu sebebiyle hizmet veremediği bilgisini de eklemek isterim. Günümüzde ise şehrimiz neredeyse bir sağlık merkezi olmuştur. Fakülte hastanemiz, şehir hastanemiz, devlet hastanelerimiz ve özel hastanelerimizin her biri şehrimiz insanıyla birlikte, diğer illerden gelen vatandaşlarımıza ve yurt dışından gelenlere de sağlık hizmeti verebilmektedirler.
Şehrimiz için olduğu kadar diğerleri için de geçerli olan iyi işletilirse önemli ve güzel hizmetlerin alınacağı bu kurumlarımızla ilgili verdiğim tanıtıcı bilgilerin yanında şu tespitlerimi de paylaşmak isterim.
Virüslerin sebep olduğu bulaşıcı özelliği olan ve karaciğer iltihaplanması yapan bir hastalıktır. Dünyada her yıl yaklaşık bir milyondan fazla kişi viral hepatitlerin sebep olduğu siroz ve karaciğer kanseri sebebiyle hayatını kaybetmektedir ülkemizde dört milyona yakın hepatit B, bir milyona yakın Hepatit C vakası olduğu tahmin edilmektedir.
Sağlık sıfırlar önündeki 1 gibidir. Özenle korunmalıdır. Klinikten hastaneye: Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile kadın hastalıkları ve doğum bölümleri birbirleriyle çok ilişkilidirler. Bu bölümler 1999 Gölcük Kocaeli depremi öncesi hastanelerimizin bir kliniği şeklinde bulunurdu. Deprem sonrası Alikahya da yapılan sağlık yerleşke binası bu iki bölümün hizmet verdiği çocuk ve kadın doğum hastanesi şeklinde çalışmaya başlamıştır.
Hastanemizin acil bölümüyle ilgili bilgilerde 7 gün 24 saat hizmetin sürdürüldüğünü yazmıştım. Verilen bu hizmet ile kişinin sağlık sorunları giderilmiş ise iyileşmiş olarak geri gönderilir. Aciliyeti olmayan ama ileri tetkik gerektiren bir durum var ise uygun polikliniğe gelmesi yönünde bilgilendirilir.
" En yüce servet ilimdir. " İzmit'imizin sevilen insanlarından Mahmut Akyol'un 14 Haziran’da vefatı ve Tavşantepe Cemevi'nden kaldırılacağı bilgisi böyle bir değerlendirmeyi yapmamın sebebidir.
Bina ve yer özelliklerini kısaca tanıtmaya çalıştığım ilk yazımdan sonra şimdi de yine özet olarak tıbbi imkân ve hizmet gücünü yazacağım.
Şehrimizdeki sağlık hizmeti kurumlarına 23 Nisan 2023 ’ te, şehir hastanemiz de eklenmiştir. Böylece bu alanda 1220 yatak kapasitesi, konforlu binaları ve ileri teknik imkanları ile yeni bir adresimiz daha olmuştur.
Kars'ı gezip gördükten sonra doğunun kapısı olan Erzurum'a trenle gideceğiz. Özellikle Sivas Kars arasındaki demir yolu hattının farklı görsel zenginlikler yaşattığı bilinir. Biz de Doğu Ekspresi'yle Kars’tan Erzurum’a giderek bunu göreceğiz. Bu hat 1899 da Ruslar tarafından yapılmıştır. Yine Ruslar tarafından yapılan Kars garına geliyoruz.
Son günlerde Kızılay'ın kan stoğunun azaldığı ve bunun önemli bir sağlık hizmeti sorunu yaratabileceği uyarılarını okumaktayız. Bir hekim olarak mesleki sorumluluk bilinciyle bu yazıyı yazmak ihtiyacını duydum.
Yüzüncü yılını kutladığımız cumhuriyetimize giderken en önemli adım 23 Nisan 1920 deki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışıdır. Bu tarihi günde milli egemenliğin temsil edileceği meclis Ankara’da açılmıştır. O tarihlerde İstanbul dahil ülkemiz işgal altındadır. İstanbul'daki meclis çalıştırılmamakta ve işgale karşı çıkan sivil-asker herkes tutuklanmakta, önder konumundaki insanlar Malta’ya sürülmektedir.
Kars şehrimiz, doğudaki sınır şehrimiz olup Anadolu'nun kilidi sayılır. 93 harbi de denen 1876/77’deki savaş sonrası Rusların hakimiyetine geçmiş 1918 de yeniden Osmanlı Türk devletinin olmuştur. Bu yıllarda kurulan Güneybatı Kafkas Cumhuriyetine baş şehirlik yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile sınır şehrimiz vasfı ile 36 plaka no’lu ilimizdir. Binli yıllardaki Ermeni Gürcü Bagrat Krallığının başşehridir. Bu baş şehirlik yapmışlığı oraya tarihi bir zenginlik katar.
Demokrasi; halkın iradesinin, taleplerinin yönetimde etkili olma iddiası ve fikri üzerinden oluşturulan bir yönetim şeklidir. Bunu da siyasi partiler aracılığı ile yaparlar. Burada seçileceklerin vatandaşlarca oluşturulan siyasi parti teşkilatları tarafından ortaya çıkarılması önemlidir.
İstanbul’umuz dünyadaki tarihi şehirler içinde ilk 3-5 şehirden biridir. Eski çağlardan beri yerleşim yeridir. Doğu Roma İmparatorluğuna başkentlik yapmış olup, o döneme ait, başta Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı gibi eserler olmak üzere, pek çok tarihi değere sahiptir. 1453’te biz Türklerin fethi ile Osmanlı Devleti’nin Bursa ve Edirne’den sonraki başşehri olmuştur.
Müslüman kimliğinde etkisi olan İslami değer yargıları, her toplumun gelenekleriyle de iç içe olduğu için, yaşanılan ülke, bölge ve yere göre farklı uygulamadaki insanları görmemiz doğaldır. Bu farklılıkların dinimizin temek kuralları ile ne kadar uyumlu olduğu ise değerlendirilmelidir. Bu sebeple bunların ne oranda dinimizin kutsal kitabındaki bilgiler ile uyumlu olduğunun bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar din adamlarımızın sorumluluğunda olmakla beraber, bizlerin de bizzat ilgisinin olması gerekir.
Sn. Ünal; 24 Ekim tarihindeki sabah haberlerinde verilen Maraş'daki "Harf Devrimi ve K ültürümüz" konusundaki konuşmanızı şaşkınlıkla öğrendim.Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz , Osmanlı Devleti' mizin çö k ü ş ü nden sonra kurulmuştur.
Konunun bugünlerde yeniden siyasetçilerimizce gündeme getirilmesi 1998 de yazdığım şu yazımı hatırlattı. Çözülmüş olmasına rağmen kanuni düzenlemelerle hepten sorun olmaktan çıkacak olan bu konu demokrasinin halkın isteklerinin yerine getirilmesi yönüyle ne kadar etkili olduğunu da göstermektedir.
Muasırlaşma olarak Türkçe karşılığı bulunan çağdaşlaşma, üzerinde farklı değerlendirme ve yorumlar yapılan kavramlardan biridir. Özellikle bazı dönemlerde Laiklik, çağdaşlık, irtica, dindarlık ve milliyetçilik gibi kavramlar ilmi bir görüşle değil de siyasi ve ideolojik bir açıdan değerlendirmeye alınmakta ve üzerinde farklı spekülasyonlar yapılmaktadır. Bu spekülasyonlar bazen çok ciddi sıkıntılara ve toplumsal ayrımcılığa da sebep olmaktadır.
Pakistan bu yıl aşırı yağan muson yağmurları sebebiyle yine sel felaketi yaşamıştır. Benzeri bir felaketi 2010 yılında da yaşamış ve o sebeple bir yardım faaliyeti için oraya gitmiştim. Sel 220 milyonluk Pakistan’da 33 milyon kişiyi etkilemiş, 1400 ölüm, 12.500 kişi yaralanma ile 2 milyona yakın nüfusun etkilendiği söylenmektedir. Bu felaket sebebiyle 2011 de yazdığım yazıyı yeniden paylaşmak istedim.
Mabedler bulundukları yerler için hep önemli olmuştur. Bu durum tüm zamanlar için geçerlidir. Yaşanılan coğrafyalarda günümüze kadar gelebilen insanlara ait kalıntıların çoğu mabed, tapınak türü yerlerdir. Bugüne kalabilmiş tarihi yapıların pek çoğu geçmişte yaşamış insanların kendi çağındaki inanışlarını yaşadıkları yapılardır.