- Birbirinizi karşılıksız seviniz ve sayınız. - Sen – ben dilini asla kullanmayıp, BİZ olunuz. - Birbirinize sürekli gülümseyiniz. Güzel dileklerinizi sununuz.
Asırlarca özlemimiz hedefimiz kızıl elma Gurur ve öğüncümüz özümüzdür kızıl elma Be hey gafil cühela haddine mi kızıl elma İlahi nihaye yanan közümüzdür kızıl elma
Dünyada bin bir çeşit dert hepsi de insanlar için Sanki dermanı bulunmaz aramaz mıyız acaba Kabuğuna çekilenler anlaşılamıyor niçin Yaşanılır güzel dünya kuramaz mıyız acaba
İnsanoğlunun en büyük özelliklerinden bir tanesi de, güzellikleri ve mutlulukları çok çabuk tüketmesidir. İnsanlar bir taraftan şükrederken, bir taraftan da sürekli daha iyiye ulaşmak için çaba sarf ederler.
Çekip gittin ne oldu yüreğimi yakarak Su misali gönlüme kayıp akamaz mıydın Bendini yıkan azgın sular gibi akarak Hasret yüklü gözüme aşkla bakamaz mıydın
(Denir ya, “O müdafaa ki, hayali cihana değer”…)
Tahammülün anlamı yalnızca zorluklara ve güçlüklere dayanmak, katlanmak ve sabretmek anlamında değildir. Aynı zamanda duygusal, saygı ve hoşgörüyü öne alan, önemli bir anlamı daha mevcuttur.
Nehirler hep aşağı yuvarlanarak akar Coşkun ırmaklar gibi akmalı mıyım sence Bazı insanlar özden ciğer yakarak bakar Gözlerimi dikerek bakmalı mıyım sence
21 Ağustos 2017 tarihinde Ankara Koru hastanesinde Prostat ameliyatı olmuştum. Benden izinsiz prostatımın % 10 unu işgal eden teröristler, değerli kardeşim: Prof. Dr. Hasan Biri hocamın hünerli elleriyle opera edilerek hastanenin çöplüğüne atılmıştı.
Hepimizin çok sevdiği bir şarkı vardır, hüzzam makamında. Güftesi Mehmet GÖKKAYA’ya, bestesi de ünlü bestekar ve sanatçımız Erol SAYAN’a ait.
Her gün mutlaka yapmakta olduğum günlük yürüyüşlerimden birini yapıyordum. Kapalı yolda uzaktan bir ayakkabı boyacısı gördüm.
İnsanlar hayatının birçok yerinin gidişatını kendisi tayin edemez. İnişler - çıkışlar, güzellikler - çirkinlikler, başarılar - başarısızlıklar, sevgiler – sevgisizlikler vb. hepsi insanlar içindir.
Dün, acısıyla - tatlısıyla, başarısıyla – başarısızlıklarıyla, sevinciyle – üzüntüsüyle, öfkesiyle – sabrıyla, güzellikleriyle – çirkinlikleriyle gelip geçmiştir. Gelecek ise, henüz belli değildir.
Hepimiz çok iyi biliriz ki, hayatımız hep bir düze devam etmez. İnişleri, çıkışları ve düzlükleri vardır.
Doğduğum andan, ortaokulu bitirdiğim 1973 yılına kadar davar çobanlığı yaptım. İlçemiz Bucak’ın hemen kuzeyindeki Hökez dağında 150-200 civarında davar sürümüz olurdu.
Daha önce adına makaleler ve şiirler yazdığım öz anam Ayşe Hanım (Ülkü) COŞKUNER’i, 13 Ekim 2003 tarihinde sevdiğine yolcu etmiştik. Bugün bana hiçbir yakınlığı olmadan, hiçbir zorunluluğu olmadan, tamamen insani duygularla, uzun süre annelik yapmış olan Rahime annemden bahsedeceğim.
Karma ş ı k bir d ü nyaday ı z dik ba ş ı na gidiyorlar Su misali k ı vr ı larak ak ı p da nere gidersin Sorumluluklar nerede hemencik pes ediyorlar Arakan’da bekleyen var bakıp da nere gidersin
Şefkat dolu kalbin sanki bir ocak Gözünden kaybolsam arardın anamm Çevrende herkese açardın kucak Bizler için derde karardın anamm
Üniversite sınavına hazırlanan genç, çalışmıyor, tembellik yapıyor, sınav sonucunda başarısız oluyor ve strese giriyor. Zamanında hakkıyla çalışsaydı başaracaktı, vücudu endorfin, melatonin, seratonin, dopamin üretecek ve mutlu olacaktı. Stres nerde? Dağa kaçtı…